5
Yorum
9
Beğeni
5,0
Puan
79
Okunma

Eski Bir Ahşap Sehpa
Eski bir ahşap sehpanın üstünde bir fincan kahve,
Geçmişin tozlu izi gözlerimde.
Ellerimde bir kalem, bir kâğıt;
Geçmişin silinmeyen izlerine dokundum.
Odanın içinde bir gramofonda,
Yılların eskitemediği bir türkü çalıyor.
Her ezgi yüreğimin en kuytu yerine dokunuyor,
Hatıralar usul usul yanıma oturuyor.
Annemden kalan bir yâdigâr şal omuzlarımda,
Gecenin serinliği dokunuyor yüzüme.
Şalın her ilmeğinde annemin sıcaklığı,
Her kokusunda çocukluğum saklı.
O duvarlara sinmiş çocukluğumun koşusu,
Kahkahalarımız hâlâ yankılanıyor odalarda.
Geçmişten kalan suretler bugün bana yabancı;
Oysa çocukluğum, o tozlu sehpanın üstündeki kahve kokusunda kalmıştı.
Annemin sesi...
Babamın sesi...
Bir de kardeşlerimin cıvıl cıvıl neşesi...
Hâlâ çarpıyor kulaklarıma.
Bir fincan kahve soğuyor usulca,
Ama anılar hâlâ sıcacık yüreğimde.
Ne zaman o eski sehpayı düşlesem,
Çocukluğum yeniden oturuyor yanı başıma.
Asya Öztürk
5.0
100% (4)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.