Ey deli gönül, Sen sevdin, Sen baktıkça yandın. Gözlerin hep kapıda, "Gelir diyemi beklersin.. Ey deli gönül.
Sen geceyi dost tutup Dört duvarla konuşur oldun. Bir gurbet türküsünde Uykusuz gözlerle sabahı buldun. Yastığını gözyaşına emanet ettin, Sessizce içine ağladın. Bir umut kırıntısıyla Her yeni güne yeniden kandın. Ey deli gönül...
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Andırın Kültür Havzası Şiir Anlama ve Dinleme Merkezi
Hasret, Bekleyiş ve Gönül Yangını Salonu
Bugün salonumuzda Sayın Asya Öztürk'ün Ey Deli Gönül adlı şiiri okunuyor.
Ser Feyzlizof Kalburabastî Efendi Hazretleri, elinde bastonu, omzunda eski bir şal, cebinde ise yıllardır hiç çalmayan küçük bir kapı ziliyle salona teşrif etti. Kürsüye varmadan zile usulca bastı. Salonda çıt çıkmadı. Gülümsedi. Evlatlar... Bazı kapılar zil çalınca açılır. Bazıları yıllarca beklersin de açılmaz. En inatçı kapı ise insanın gönlündekidir. Sonra zili cebine koydu, bastonuna yaslandı. Beklemek de garip iştir. Geleni sevindirir, gelmeyeni büyütür. İşte bugün okuyacağımız şiir, kapıyı değil, bekleyeni anlatıyor. Salondaki tebessüm yerini derin bir sükûta bıraktı ve şiir okunmaya başlandı.
Karacaoğlan Köşesi'nden Kel Veli, Evlatlar, beklemek kolay olsaydı otobüs duraklarında herkes şair olurdu. Gönül durağında beklemek ise bambaşka bir iş, deyince salonda hafif gülüşmeler yükseldi. Âşık Feymani Köşesi'nden Sultan Bacı, Şairin en büyük başarısı, az sözle çok hasret anlatabilmesi. Herkes kendi beklediğini bu şiirin içine koyabilir, dedi. Ozan Mehmet Ceyhan Köşesi'nden Topal Recep, Dört duvarla konuşan gönül, bir gün duvarlardan cevap beklemeye başlarsa işte o zaman yalnızlık emekli maaşını bağlamış demektir, diyerek buruk bir tebessüm oluşturdu. Hilal Tolu Köşesi'nden Kezban Teyze, Gözyaşına emanet edilen yastık sabaha kadar sır tutar evlatlar. İnsan bazen en çok yastığına anlatır derdini, sözleri salondaki birçok yüreğe dokundu. Âşık Kul Halil Köşesi'nden Deli Mehmet ise, Şiirin sonunda umut kırıntısından bahsediliyor ya... İşte insanı yaşatan koskoca ekmek değil, bazen o küçücük kırıntıdır, diyerek sessiz bir alkış aldı.
Kalburabastî Efendi Hazretleri bastonunu usulca yere vurdu. Bir süre sustu, sonra konuşmaya başladı.
Evlatlar... Asya Hanım, serbest şiirin yalın ama etkili dilini kullanmış. Şiirin gücü, süslü benzetmelerden değil; herkesin hayatında karşılığı olan duygulardan geliyor. Kapı, dört duvar, gözyaşı, yastık ve umut kırıntısı imgeleri, bekleyişin ve yalnızlığın sessiz tanıkları hâline geliyor. Özellikle şiirin Ey deli gönül hitabıyla başlayıp yine aynı seslenişle tamamlanması, metne iç konuşma havası kazandırıyor. Okuyucu, şairi değil, kendi gönlünü dinliyormuş hissine kapılıyor.
RUSAMER'in bugünkü kararı şudur: Beklemek, sevmenin en sessiz hâlidir. Her bekleyiş kavuşmayla bitmez; ama her bekleyiş insana kendini biraz daha öğretir. Gönül bazen yanlış kapıyı yıllarca bekler, sonra anlar ki asıl açılması gereken kapı karşıdaki değil, kendi içindedir. Çünkü insan, önce kendine kavuşursa beklediği her şey anlamını değiştirir.
Özün sözü budur. Vesselam.
Ser Feyzlizof Kalburabastî Efendi Hazretleri Celil ÇINKIR Nam-ı Diğer Delibal
**"Ey Deli Gönül"**, klasik halk şiirindeki "deli gönül" hitabını modern ve serbest bir söyleyişle harmanlayan, bekleyişin, yalnızlığın ve dinmeyen umudun içli bir resmi. Geceyi dost tutup dört duvarla konuşmak, yastığı gözyaşına emanet etmek gibi yalın ama duygu yükü ağır imgelerle, bile bile kanmaya razı bir aşığın o içsel yalnızlığını çok dokunaklı bir dille özetlemiş. Yüreğinize sağlık.
Her zaman ki gibi kendi tarzınızda;; Gönlünüze gelen ilhamınızı, yazan kaleminiz dert görmesin, bizlerde okuduk beğendik, daha nice şiirlerde buluşmak dileğimle sağlıcakla kalın...
Yüreğinize sağlık hocam, beklediğine değiyorsa gözler uykusuzluğa razı olur ama... Güzel bir şiirdi. Kaleminiz kavi duygunuz daim olsun. Selam ve saygılarımla.
Merhaba Güzel şiir Biz de okuduk ve kutladık yürekten, yalansız ve riyasız Nice güzel şiirlerde buluşmak dileğiyle Şiirle kal, sevgiyle kal, dostça kal, sağlıkla kal, hoşça kal
Hüzünlü bir aşk şiiriydi. Beğeniyle okuduğum şiirinizi Ahmet Kaya'nın Arka Mahlede şarkısı şiirinizin ruhuna çok uygun düşmüş. Şiir yüreğinize selam olsun
EY DELİ GÖNÜL", aşkın insanı kendi içine döndüren o amansız yalnızlığını ve bekleyişin sabrını çok çarpıcı imgelerle ele alan, derin bir sitem ve kabulleniş şiiridir. Şair, gönlüne "deli" diye hitap ederek akıl ile duygu arasındaki o ezeli çatışmayı başlatır. Geceyi dost tutmak, dört duvarla konuşmak ve yastığı gözyaşına emanet etmek gibi tasvirler, gurbet ve hasret temalarını adeta elle tutulur bir yalnızlığa dönüştürür. Şiir, her şeye rağmen bitmeyen o "bir umut kırıntısı" ile insanı her sabah yeniden hayata bağlayan umudun ve aldanışın o hüzünlü döngüsünü çok duru ve etkileyici bir dille özetle
Kısa olmasına rağmen derin duygular taşıyan, samimi ve yüreğe dokunan bir şiir olmuş. "Ey deli gönül" hitabı, şiire hem güçlü bir ahenk hem de içten bir sitem katıyor. Bekleyiş, özlem ve çaresizlik sade bir dille öylesine doğal anlatılmış ki, dizeler okurun kendi hatıralarına dokunuyor. Özellikle "Yastığını gözyaşına emanet ettin, / Sessizce içine ağladın." dizeleri, görünmeyen acının en güçlü ifadesi olmuş. Gönülden dökülen bu satırlar, sessiz bir hüzün türküsü gibi uzun süre zihinde yankılanıyor. Kaleminize ve yüreğinize sağlık, ilhamınız daim olsun.
"Sevgili Asya Öztürk, kelimelerinizle çizdiğiniz o hüzünlü resim, insanı sessiz bir gece yarısına alıp götürüyor. Beklemenin yoruculuğunu, bir odanın dört duvarı arasında yankılanan o iç sesleri ve her şeye rağmen kopamayan umut kırıntılarını çok zarif bir melankoliyle işlemişsiniz. Ahmet Kaya’nın o dertli ezgisiyle birleşince, şiirinizin hissettirdiği duygu yükü çok daha derinden kalbe dokunuyor. Gönlünüzün sesi, kaleminizin ne fısıldıyorsa hep böyle samimi kalması dileğiyle... Yüreğinize, emeğinize sağlık."
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.
Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Ne paylaşacaksınız?
Şiir, yazı, kitap ya da ileti için hızlıca ilgili alana geçin.