2
Yorum
4
Beğeni
5,0
Puan
53
Okunma
Ben sandığım kapıyı çaldım gece,
İçeriden yine benim sesim geldi.
“Kimdir?” dedim karanlığa usulca,
Sessizlik, “Sen yoksun,” diye söyledi.
Bir damlaydım, denizi ayrı bildim,
Kıyılarda kendime isim aradım.
Meğer her dalgada O’ndan iz gördüm,
Ben kendimi sudan uzak sanardım.
Gülün yüzü, dikenin yarası O,
Kuşun kanadında yükselen nefes.
Ateşin sırrı, külün duası O,
Her şey konuşurken susan aynı ses.
Dağ başka görünür, taş başka görünür,
Renkler çoğalınca göz aldanırmış.
Perde kalktığında âlem silinir,
Bir olan, bin surette var sanılırmış.
Benlik dediğimiz kırık bir ayna,
Her parçası başka bir yüz gösterir.
Hakikat bakınca o aynalardan,
Kendi cemalini kendinde seyreder.
Ne içimde yalnız, ne dışımda uzak,
Ne gökte saklıdır ne yerde kayıp.
Arayanın gözü perdeli ancak,
Bulduğunda kendini bulur sanıp.
Aşk, iki varlığın kavuşması değil,
İki sandığımız vehmin bitişi.
Âşık da O, maşuk da O, yol da O,
Kalbin hakikate sessiz geçişi.
Ey gönül, ayrılık sözünü bırak,
Irmak denize varınca adını unutur.
Sen de kendinden geç, kendine bakma;
Hiç olan, varlığın sırrına kavuşur.
5.0
100% (3)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.