0
Yorum
1
Beğeni
5,0
Puan
19
Okunma
Besmeleyle açıldı bütün kasalar,
kilitleri kul hakkıyla kapandı.
Bir el göğe uzanıp rahmet dilerken
öteki, yetimin ekmeğine uzandı.
Alınlar secdeden nasır içindeydi,
kalpler mermerden lekesiz, soğuk.
Cami çıkışında Allah büyüktü,
çarşıya varınca para daha büyük.
Komşusu açken tok yatan biz değildik,
komşuyu görmemek için perde çektik.
İsraf haramdı elbet, çok iyi bildik;
artan sofrayı çöpe, ayeti duvara astık.
Dillerde sabır, işçiye nasihat;
patrona kâr, garibe tevekkül düştü.
Adalet terazisi pek kutsaldı ama
altın konulan kefesi hep ağır düştü.
Bir kadının saçında kıyamet aradık,
bir çocuğun açlığında hikmet bulduk.
Günahı yoksulun cebinde yakaladık,
zenginin sofrasında duaya durduk.
Hacca gidip geldik, yollar aşındı,
fakat bir gönüle varamadı ayaklarımız.
Kâbe’ye döndü her vakit yüzümüz,
insana dönmeye kıyamadı başlarımız.
Rahman dedik, merhameti unuttuk;
Hak dedik, hak yiyeni başa koyduk.
Emanet dedik, dünyayı yağmaladık;
şükür dedik, susmayı ibadet sandık.
Oysa din, göğe söylenen söz değil,
yere düşeni kaldıran eldi belki.
Gerçek Müslümanlık çok zor değildi:
Kendine istediğini başkasına istemekti.
İslam, dilde büyüyen bir hüküm değil,
mazlumun yanında doğrulan bir vicdandır.
Secde alnı toprağa yaklaştırır elbet
asıl iman, kalbi insana yaklaştırandır.
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.