1
Yorum
4
Beğeni
5,0
Puan
34
Okunma

Yaşlanmaya yüz tutmuşum,
bir akşamüstü çayının buğusunda.
Parmaklarımın arasında incelen zaman,
sessizce dökülüyor kaldırımlara.
Gökyüzü taranmamış bir çocuk saçı gibi darmadağın,
ben ise kırık dökük bir sevdanın tam ortasında,
yine de gülümsüyorum, direnen bir pamuk tarlası gibi sıcağa.
Yaşlanmaya yüz tutmuşum,
içimdeki çocuk hâlâ sokak aralarında çığlık çığlığa.
Bir kuş kanadında saklıyorum en naif sızılarımı,
kırılan camlar, yarım kalan sohbetler,
ve hiç söylenmemiş o fısıltı...
Herkes bir yerlere yetişme telaşında,
bense bir kasımpatının açışını izliyorum utana sıkıla.
Yaşlanmaya yüz tutmuşum,
omzumda biriken yalnızlığın tortusuyla.
Ama eksilmiyor bendeki o leylak kokulu umut,
ne dünün yorgunluğu bağlar ayaklarımı,
ne yarının o soğuk ve belirsiz gölgesi.
Tutunup bir dizeye, bir tebessüme,
yaşıyorum işte, inadına ve bütünüyle insan kalarak.
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.