Dünyadaki bütün insanlar, biri dışında aynı fikirde ve o tek kişi karşı fikirde olsa, o tek kişinin iktidarı ele geçirip tüm insanları susturma hakkı ne kadar yoksa, tüm insanların o tek kişiyi susturma hakkı da aynı derecede yoktur..
john stuart mill
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
İnsanın kutlu yolu; kendini bilmek, hakikati aramak ve ahlaki olgunluğa ulaşmaktır. Bu yolculuk, insanın iç dünyasını arındırması ve adaletle yaşaması temelindedir.
Andırın Kültür Havzası Şiir Anlama ve Dinleme Merkezi
Tasavvuf, Hikmet ve Gönül Yolculuğu Salonu
Bugün salonumuzda Sayın Yunus Karaçöp'ün Derviş adlı şiiri okunuyor.
Ser Feyzlizof Kalburabastî Efendi Hazretleri bugün salona elinde bastonu değil, eski bir derviş asasıyla girdi. Omzunda yamalı bir aba, avucunda ise küçük bir toprak testi vardı. Testiyi kürsünün üzerine bıraktı.
Evlatlar... Testi su taşır ama ses çıkarmaz. İnsanın da dolusu sessiz olur, boşu çok konuşur.
Asasını yere hafifçe vurdu.
Bir gün ben de derviş olmaya niyet ettim. İlk imtihanım nefsimleydi. Vallahi baktım ki karşımdaki rakip benden daha inatçı!
Salonda tebessümler oluştu.
Şunu unutmayın evlatlar... Yol yürümek ayak işi değildir. Gönül yürümeyi öğrenmeden hiçbir derviş menzile varamaz.
Salonda derin bir sükûnet hâkim oldu ve şiir okunmaya başlandı.
Karacaoğlan Köşesi'nden Kel Hasan, Evlatlar... Bu şiirde soru çok ama cevap tek. O da insanın kendi içinde saklıdır, dedi. Âşık Feymani Köşesi'nden Sultan Bacı, Şair, halk şiirinin soru-cevap geleneğini tasavvufî düşünceyle buluşturmuş. Her kıta, okuyucuyu yeni bir tefekküre çağırıyor, diye ekledi. Ozan Duranoğlu Köşesi'nden Topal Bekir, Ben de asa alıp yola çıktım. Mahallenin köpeği peşime düşünce anladım ki önce cesaret gerekiyormuş, deyince salonda tatlı bir kahkaha yükseldi. Âşık Kul Halil Köşesi'nden Kezban Teyze, Evlatlar... Dervişlik aba giymekle değil, gönülden kibri çıkarmakla başlar, dedi. Âşık Medeni Karataş Köşesi'nden Deli Osman ise, Bu şiirin en güzel yanı, cevap vermemesi. Çünkü hakikatin kapısını bazen sorular açar, diyerek alkış aldı.
Kalburabastî Efendi Hazretleri testiden bir yudum su içti ve söz aldı.
Evlatlar... Yunus Bey, âşık edebiyatı ile tasavvuf geleneğini başarılı biçimde bir araya getirmiş. Şiirin omurgasını oluşturan Nereye gider derviş redifi, hem ritim sağlıyor hem de her kıtada yeni bir anlam katmanı oluşturuyor.
Özellikle;
Tutunduğu yer yarılsa Ağaç kökünden kırılsa Yaprak dalına darılsa Dal nereye gider derviş
ve
Derviş dönüp bana baktı Yüreğime kor bıraktı Aşk ateşi beni yaktı Kül nereye gider derviş
kıtaları, hem imge hem de tasavvufî çağrışım bakımından şiirin zirve noktaları arasında yer alıyor.
Edebî bir öneri olarak, son kıtadaki Zûl nereye gider derviş ifadesi anlam bakımından okuyucunun zihninde soru işareti oluşturabilir. Burada kullanılan kelimenin şiir içinde biraz daha belirgin bir bağlamla desteklenmesi, finalin etkisini artırabilir.
RUSAMER'in bugünkü kararı şudur:
Dervişlik, çok yol yürümek değil; yürüdüğü her yolda kendini biraz daha geride bırakabilmektir. Hakikate giden yolun haritası yoktur; pusulası ise tevazu ve aşktır.
Özün sözü budur. Vesselam.
Ser Feyzlizof Kalburabastî Efendi Hazretleri Celil ÇINKIR Nam-ı Diğer Delibal
Değerli şairimiz, kaleminizden yine güzel, anlamlı ve duygusal bir şiir okudum. Gelde bul bu zamanda gerçek ve Allah dostu bir derviş. Her şeyin sahte, sebzenin, meyvenin hormonsuzunu neredeyse bulamadığımız gibi şehrin, dervişin de gerçeğini arar olduk. Bu şiiriniz o kadar uzun yorum ister ki, buralara yazmakla değilde yaşayanı arayıp bulmakla yüreğimiz sükunet bulur diye düşündüm. Tebrik ediyorum ve yürekten kutluyorum sizi. Selam ve saygılarımla esenlikler dilerim.
gel bir lahza eğil dertli bir dal gibi derdinin peşine düş
uça bildiğin kadar uç hayatı kuşlar anlasın özgürlüğünü bir rüya gibi saklasın senin şair sen eğer yeminlersin sen akşam üstünü umutsuzluğun kadavrasında isli bir lambanın çilesini sütreler bir sineğin kanadında sabah olabilirsin Allah ile konuşur mesela bir karıncanın ayak seslerinden arşa yükselen mahrecin kitabını bile yazabilirsin
senin güneş tutan kalemin en kirli gözlerin korneasındaki bütün buzulları eritir
şair sen körelmiş bütün düşünceleri ışığın suyuyla yuyabilirsin nice ejderha cüsseliler var dili kızılın gövdesine zindan içindeki cismiyle nikahsız gezenler var ve haram ile haramileriyle bağdaş kurup nice günahı ile cilveleşenler
va"z edilmiş gökyüzü katından kendine yağmurlu kelimeler biriktir herkes gibi sen de müteşabih bir ayetsin bir ağacın köklerinden yürü hayata çiçeğiyle buluşmayı göze al
gel düğmelerini lirikle dertli bir derviş gibi derdini yükle de yolunu cemalle_
_boran
selam olsun üstadım bu kez de naçizane şiirim konuşsun istedim, hoşgörünüze sığınarak.
8'li hece ölçüsüyle yazılmış; doğa tasvirleri (yaprak, dal, sel) ile insan ahlakını ve ömür muhasebesini birleştiren, derin felsefi sorular barındıran çok güçlü bir irfani şiir. Metin, doğadaki kopuşları ve insanın kendi içsel çelişkilerini ("yaprak dalına darılsa", "her adımda Allah diyen dil") sorgulayarak, hitap ettiği "Derviş" figürü üzerinden varoluşsal bir arayışı seslendiriyor. Finaldeki teslimiyet, yalnızlık ve yorgunluk hissi, şiirin başından beri sorulan "nereye gider" sualini insan ruhunun nihai menziline ulaştırarak etkileyici bir dinginlikle noktalıyor.
Merhaba Güzel şiir Biz de okuduk ve kutladık yürekten, yalansız ve riyasız Nice güzel şiirlerde buluşmak dileğiyle Şiirle kal, sevgiyle kal, dostça kal, sağlıkla kal, hoşça kal
Yunus’un çilesi de, derdi de, arayışı da hep aynı kapıya çıkar: Aslına ve sahibine. Sorduğun her sorunun cevabı dervişin o suskunluğunda, o yüreğe bıraktığı korda gizlidir. Derviş diliyle değil, hâliyle söyler: Kul, gurbetten sılaya, faniden Baki olana gider. Sırtındaki aba dünyalık yükü, elindeki asa sabrıdır; yolu ise kendi özüne, Hakk’a varır.
Dal, toprağa düşer, aslına döner. Yaprak darılsa da, kırılsa da, Her şeyin sığınağı ve son durağı yine topraktır. Sel, yakıp yıkarak geçer ama durulacağı yer ummandır. Kendi bencil coşkunluğu bittiğinde denizlere karışır, yoklukta varlığı bulur.
Dil, samimiyeti kadardır. Haddini bilmeyen, öylesine diyen lafta kalır; ama can-ı gönülden "Allah" diyen dil, arşa, duaların kabul olunduğu o makama gider.
insanlardan umudu kesip yalnız kaldığında, hâlini arzedeceğin tek makam kalır; o da Halil’in, Cebrail’in değil, Rabb’in katıdır.
Gül, dikenine ve bağına rağmen boynunu büker, kokusunu rüzgâra verip Sevgili’ye ulaştırır. Dargınlık dünyaya, gidiş Sevgili’yedir.
Kül, rüzgâra kapılır ama savrulduğu yer yine aşktır. Yanıp kül olanın artık kaybedecek bir şeyi kalmamıştır; kül, fenaya (yokluğa) erer.
Yunus’u olgunlaştıran bir ömrsüz misafirdir. Hamı pişiren darlık, yerini en nihayetinde genişliğe (feraha) ve sonsuz rahmete bırakır.
Dervişin yüreğine bıraktığı o kor, kelimelerin bittiği yerdir. Yollar ne kadar uzun, ömür ne kadar kısa olursa olsun; giden her şey, en nihayetinde kaynağına döner. TEBRİKLER
Soru sanatı ruhtaki sorgulayan ciheti yansıtır ve kaliteli şiirler bu temelli şiirlerden çıkar.(Misal-Tadavvufane-Neyzen Tevfik)
"Bulutlardan sular içen (Kese yolu kendi seçen) Yakıp yıkıp gelip geçen Sel nereye gider derviş"
Parantez içi dil zorlaması cümle hem ahengi hem manevi duyguyu bozuyor."biçen" uyağı ile kurgulanıp kıtaya uygun yeni cümle kurulmalıdır.1,6 ,7,8.kıtalar diğerlerine nazaran hem soru sorma hem zıtlık hem tezatlık tarzıyla çok daha başarılı.Ayrıca buluttan su içen diye sorup seller denilmiş.Sel suyun çoğuludur aynısıdır.(Sular) kelimesi değişmeli.
Öneri
Bulutlara avuç açan(kişileştirme) Bir dağdan denize kaçan(sembolizm) Ölülere kefen biçen (realizm) Sel nereye gider derviş
Nihayette yakıp yıkıp yerine daha derin imgeli cümle ile şiiri kuvvetlendiriyoruz.Bütünede bunu yapınca işte o zaman güzel şiir sanat eseri olmuş oluyor.Ve kalıcı olmuş oluyor.
Kıymetli üstadım, Sırtta aba, elde asa ile çıkılan o derviş yolculuğunu; kökünden kırılan ağaçtan bulutlardan su içen selleşmeye, dilden dökülen Allah" zikrinden Yunus'un düştüğü dara kadar ne kadar derin, akıcı ve hikmetli bir tasavvufi dille örmüşsünüz. Son bendde Yunus'un diliyle sorulan sorular ve Aşk ateşi beni yaktı / Kül nereye gider derviş" tezatı mısralara adeta bir kor gibi düşmüş. Var olunuz, ilhamınız daim olsun.
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.
Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Ne paylaşacaksınız?
Şiir, yazı, kitap ya da ileti için hızlıca ilgili alana geçin.