4
Yorum
4
Beğeni
5,0
Puan
47
Okunma

Sakarya’nın göllerini, nehirlerini ve sulak alanlarını yalnızca doğal güzellikler olarak değil, bir kentin hafızası, emeği ve yaşam kaynağı olarak anlatır. Şiirde yer alan Sapanca Gölü, Sakarya Nehri, Mudurnu Çayı, Çark Suyu, Acarlar Longozu, Poyrazlar Gölü, Akgöl, Saklı Göl ve Dinsiz Çayı, birbirinden bağımsız coğrafi unsurlar değil; aynı toprağın can damarları olarak ele alınmıştır. Şiirin çıkış noktası, suyun yalnızca doğanın bir parçası olmadığı düşüncesidir. Su; tarlada çalışan çiftçinin alın teri, fabrikada üreten işçinin emeği, göç eden kuşların yolu, balıkların yuvası, çocukların neşesi ve gelecek kuşaklara bırakılacak en büyük mirastır. Bu nedenle şiirde Sakarya’nın suları, yaşayan ve direnen birer karakter gibi konuşturulur.
Hikmet Metin Çavdar
Ey Sakarya!
Dağların alnından kopup gelen
bir avuç su değilsin sen.
Bin yıllık türkünün,
ekmeğin,
emeğin,
direncin damarısın.
Sapanca Gölü,
göğün mavi bayrağını
her sabah yeniden çeken
bir emekçi gibidir.
Kıyısında rüzgâr değil yalnız,
çocukların yarınları büyür.
Sonra Sakarya Nehri...
Bir nehir değildir yalnız.
Anadolu’nun yürüyen yüreğidir.
Taşıdığı yalnız su değildir;
köylünün sabanı,
işçinin çekici,
kadının alın teri,
gencin düşüdür.
Önüne bent kurarlar,
yine yürür.
Önüne duvar örerler,
yine konuşur.
Çünkü su,
özgürlüğün en eski dilidir.
Mudurnu Çayı,
dağlardan inen
asi bir türküdür.
Kayalara çarpa çarpa
"Yaşamak!"
diye haykırır.
Çark Suyu,
eski değirmenlerin
unutulmayan belleğidir.
Demirin sesini,
buğdayın kokusunu,
ustaların nasırlı ellerini
geleceğe taşır.
Acarlar Longozu...
Yeşilin cumhuriyetidir orası.
Ağaç,
kuş,
balık,
kamış,
kurbağa,
rüzgâr...
Hiçbiri ötekine üstün değildir.
Doğa,
kendi adaletini
sessizce kurmuştur.
Poyrazlar Gölü,
akşam olunca
göğün ateşini içine çeker.
Bir turna geçer...
Bir çocuk güler...
Bir ihtiyar susar...
Ve bütün zaman
aynı suda birleşir.
Akgöl,
bulutların gizli aynasıdır.
Göç eden kuşlar bilir yolunu.
İnsan bazen unutur;
su unutmaz.
Saklı Göl,
adını saklamaz aslında.
Sakladığı,
insanın kaybettiği huzurdur.
Dinsiz Çayı...
Adı ne olursa olsun,
su kimseye kimlik sormaz.
Her taşı aynı serinlikle öper.
Her ota aynı canı verir.
İşte bunun için
en büyük kardeşliktir su.
Ey Sakarya!
Senin göllerine bakan
kendini görür.
Senin nehirlerine dokunan
geleceğe dokunur.
Çünkü sen,
yalnız bir şehir değilsin.
Toprağın nabzı,
ormanın soluğu,
kuşların göç yolu,
çiftçinin duası,
işçinin umudu,
çocuğun gülüşüsün.
Bir damlan eksilse
yalnız su eksilmez.
Bir türkü susar.
Bir değirmen durur.
Bir kuş yuvasını kaybeder.
Bir annenin duası yarım kalır.
Onun için
Sapanca’yı korumak,
Sakarya’yı korumaktır.
Acarlar’ı korumak,
geleceği korumaktır.
Mudurnu’yu,
Çark’ı,
Poyrazlar’ı,
Akgöl’ü,
Saklı Göl’ü,
Dinsiz Çayı’nı,
Sakarya Nehri’ni korumak;
insanın kendisini
korumasıdır.
Ve gün gelir...
Çocuklar
Sakarya kıyılarında
yeniden türküler söyler.
Turnalar
göğü yeniden yazar.
Rüzgâr,
ormanların saçını okşar.
Nehirler
denize değil yalnız,
özgürlüğe akar.
Ve biz biliriz;
Su yenilmez.
Toprak teslim olmaz.
Yaşam,
eninde sonunda
kendi yatağını bulur.
Çünkü Sakarya’nın suları
yalnız akmaz...
Direnir.
5.0
100% (5)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.