0
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
23
Okunma
Susam alır, simit satarım.
Ustam ölmüş, ip atlarım.
Eşeğim sallar durur,
Kahkaha atar, yan bakar.
Oğlan yüklemiş küfeyi,
Çıkmış yarım ayak çarşıya.
Gevreklerim yandı telaşta!
Kandile de üç vakit kaldı,
Gelmiş dostlar bekleşir.
Ocakta sakladım Berat’ı.
Saçıldı iplik pazara,
Aklıma bir mim düştü.
Hatırladım ustamdan kalma sözü:
“Farenin ip kesen yavrusu olur.”
Önlüğümü tezgâha astım,
Doladım sarığı yedi tur başa,
Koştum kubbe altına,
Dinledim bir ayet:
“İşi erbabına sor.”
Gittim anca kabristana,
Etrafı çok diken dolmuş.
Temizledim bir vakit,
Çıktı ortaya sarı lale.
Öylece bandım
Gönlümün yanık yarasını.
Ötede çırak ağlar durur,
Arkasında Ahi dedem.
Der ki:
“Beni bana sorma,
Gel, adın berat ola,
Edep yanında, sen takla atma!”
Eşeğe vurdum altın semeri,
Vardım, Ahi ocağı şen olsun!
Simitlerim kandil kokar,
Alan aşka doysun.
Komşular hû, Edebyâhu.
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.