1
Yorum
5
Beğeni
5,0
Puan
99
Okunma

Âşk odur ki sevdiğini görürse memnûn, görmezse mahzûndur.
Dert odur ki sevdiğini görsede mahzûn, görmesede mahzûndur...
Madem ki dert, vuslatın içinde bile bir hicran gizler; öyleyse bu dert, aslında kemalin ta kendisidir.
Dert odur ki sevdiğini görse de mahzûn, görmese de mahzûndur...
Zira bilir ki, gözün gördüğü her suret, bir gün sırlanacaktır.
Vuslat, aşığa bir ikram mıdır, yoksa ayrılığın acısını bileyen bir zehir mi?
Görünce, "Ya giderse?" korkusu düşer cânın ortasına,
Görmeyince, "Ya hiç gelmezse?" kederi yakar bağrını.
Âşk, güneşin doğuşuna sevinmektir;
Dert ise, günün bir gün batacağını erkenden sezmektir.
Hızır uğrasa bu meclise, sorsa: "Nedir bu bitmez kederin?"
Derim ki: "Dostum, ben baharı değil, kışın gelişiyle solacak Gül’ü sevdim.
Gül’ün kendisi değil, onun yokluğunda duyduğum o ince sızıdır asıl sevdiğim.
Zira kavuşmak, mesafelerin bitişidir;
Oysa ben, o bitmek bilmeyen mesafenin ta kendisinde,
Seninle hiç bitmeyecek bir yolda yürümeyi diledim."
Görmek bir perdedir belki de,
Görmemek ise vuslatın en koyu hali...
Kim bilir, belki de dert, sevdiğini sadece gözle değil,
Hiçliğin tam kalbinde, yokluğuyla var edebilme sanatıdır...
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.