1
Yorum
4
Beğeni
0,0
Puan
27
Okunma

Adını yazdım Yıldız’lara, Yıldız’lar utandı ışığından. Dedim ki "susma, anlat onu sabaha". Yıldız titredi, gökyüzüne düştü bir damla ışık… O damla senin avucuna kondu, adın oldu.
Melek’ler kirpiklerini süzgeç yaptı, yaşları süzülüp duâ oldu. Her duâ’da adın vardı. Her "amin"de vuslatın kokusu. Suya yazılan sevda göğe çıktı, bulut oldu. Bulut yağmur oldu, yağmurun her damlası yüreğine vurdu: "Aç, vuslat geldi" diye.
Suya yazdın dediler, bitti dediler. Oysa su sabırlıymış. Kayadan yol açarmış. Senin sevdan da kayayı deldi, sabırla, usûl usûl. Şimdi o kayanın ortasından bir gül fışkırıyor. Dikenleri senin kanın, yaprakları onun nefesi.
Çağlayanlar coştu, yüreğimizin ırmağı denize kavuştu. Deniz dedi ki: "Ben sonsuzum, senin aşkın da öyle." Sahile vuran her dalga bir mektup getirdi kıyıya. Mektupların hepsinde tek cümle: "Bekledim, geldim, buradayım."
Yıldızların gözbebeklerine yazdığın satırlar silinmedi... Onlar şimdi takım yıldızı oldu. Gece kaybolanlara yol gösteriyor. Kaybolan sensin, ama artık yolun belli: Vuslata giden yol.
Kalemi bırakma. Gökyüzü defter, yıldızlar nokta. Bir satır daha yaz… Bu kez ayın yüzüne. Ay utansın, sana dolunay olsun...
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.