0
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
113
Okunma
Bir gün ki sevgilim,
Dile gelsin kurşun gibi zaman.
Bedenim ki cansız,
Düşer doğduğum toprağın bağrına.
Yolların tozu hani,
Çocuk ayaklarımın dolandığı,
Eski taşlarda kalmıştır izimiz.
Ağaçların gölgesi serttir oralarda,
Ekmek bölüşülür, nasırlı ellerle.
Sıcak bir haşlanmış yumurta,
Yeşil salata,
Anamın yayıkta çalkaladığı o halis tereyağ...
Tandır ekmeğinin kokusu bir vurur ki poyrazla,
Karışır dağlarımın, memleketimin kokusuna.
Kuzular meleler çoban yollarında,
Süt beyazdır,
Süt lekesiz
Oyun alanım hani
Nerede o çocuk kahkahaları
Ağır bir darbe gibi indi de göğsümüze hayat,
Ne çabuk geçti ulan zaman,
Ne çabuk
Gözlerimiz görmese de artık gökyüzünü,
Döneceğim
And olsun ki döneceğim
Bir sarı buğday tanesi gibi,
Kutsal tohum gibi düşeceğim atalarımın toprağına.
O ellerini öptüğüm,
Diz çöktüğüm pirlerin diyarına...
Ektiğimiz tohumlar karşılayacak bizi,
Suladığımız sular yıkayacak.
Altında soluklandığımız ağaçlar,
Dökülecek üzerimize yaprak yaprak.
Anlayacağız o vakit,
Kör olası söveceğimiz dertler bitecek.
Gerçek dönüş,
O son yolculukladır ancak.
Toprak Ana kucaklayacak çocuğunu,
Sonunda kavgamız bitecek,
Eve döneceğiz...
Eve döneceğiz mutlaka
27.11.2013
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.