0
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
15
Okunma
Taşların arasında kırmızı güller açmış,
Kan gibi, aşk gibi, yara gibi.
Laleler dimdik, gururla uzanmış göğe,
Sanki toprağa “bir daha” demişler.
Beyaz nergisler başlarını eğmiş,
Sessiz bir matemle,
Gözleri yerde, ruhları hâlâ gökte.
Mor menekşeler alçakgönüllü,
Toprağa yayılmış,
Hüzünlerini yaprak yaprak dağıtıyor rüzgâra.
Pembe sardunyalar nazlı nazlı salınıyor,
Hafif, uçucu, neredeyse utangaç.
Karanfiller ise keskin,
Baharatlı bir isyanla dikiliyor,
Acıyı kokuya çevirmişler.
Ve fesleğen…
Ah o fesleğen!
Her ovuşturuşumda içimi dirilten,
Sevdiklerimin en sevdiği o yeşil yangın.
Taze, güçlü, inatçı.
Bahçeye ruh üflüyor,
Bana da can.
Gözyaşlarım karıştı toprağa,
Kahkahalarım karıştı kokulara.
Güllerin ağır Kokusu,
Karanfilin ateşli öfkesi,
Nergisin tatlı hüznü,
Menekşenin ince sızısı,
Sardunyanın ferah nefesi,
Fesleğenin keskin dirilişi…
Hepsini bağrıma bastım.
Hepsini içime gömdüm.
Kaç kez öldüm burada,
Aynı kırık kemiklerden dirildim.
Sevdiğim elleri toprağa verdim,
Kokularını ruhuma diktim.
Şimdi her çiçek bir mezar taşı,
Her mezar taşı bir dize.
Zaman bedenimi eskitti,
Ama ruhumu eskitemedi.
Kirpiğimden süzülen sıcak damla,
Bir karanfil yaprağına kondu usulca.
Dudaklarımda buruk, derin,
Tarifsiz bir gülümseme…
Çünkü bunca acının,
Bunca aşkın, hasretin, umudun ve çaresizliğin ortasında,
Mezarların yanı başında,
Çiçeklerin tam kalbinde
En güzel, en gerçek, en kanayan şiiri
Ben yazdım.
Ve şimdi,
Tam bu anda,
Her şeye rağmen…
Gönlüm dopdolu.
Bahçenin bütün çiçekleriyle doluyum.
Güllerle, lalelerle, karanfillerle,
Nergislerle, menekşelerle, sardunyalarla
Ve özellikle o yemyeşil,
Yaşama çağıran fesleğenle…
Hayatın ta kendisi oldum.
Yine.
Ve yine.
Ve yeniden.
12.04.2003
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.