0
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
76
Okunma
Uykunun koyulaştığı o belirsiz eşikte,
Adı hafızadan sızan mistik bir buğu.
Rüzgârın avucundaki unufak bir kule,
Varlıkla yokluğun ince çizgisinde titreyen bir gölge.
Bir kirpiğin diğerine dokunduğu o sessiz,
Amansız an…
Ne evvelin tutabildiği bir başlangıç,
Ne ahirin kapatabildiği bir son.
Zamanın kendi gölgesini ezerek aktığı
Rüya dolu bir uçurum.
Göğse sığan tek bir soluğun
İçinde sakladığı bin yıllık kırgınlık…
Kalbin kavramakta geciktiği,
Dokundukça eksilen,
Hatırlandıkça ufalanan bir zamansızlık.
Dün müydü o yankı?
Bir kehribar tanesinde tutsak kalan o eski ışık?
Yoksa belleğin zihne kurduğu zarif bir tuzak mı?
Çekildi sular, kurudu izler
Yaşandı da silindi sanki,
Ama tortusu kalbimize çöken o ince,
Derin sızı…
Ne uzundu o patika, ne de kısa.
Sadece bir fısıltıydı gecenin bağrında.
Geçti…
Sırrını çözmeye yeltenirken daha,
Avuçlarımızdan kayıp giden bir tayf gibi
Çoktan yok oldu zamanın rahminde…
09.09.1993
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.