1
Yorum
1
Beğeni
5,0
Puan
21
Okunma
Çıktım gurbet dağına, duman bürümüş başı,
Cebimde bir avuç kül, gözümde hasret yaşı.
Turnalar haber salmış, göç zamanı gelince,
Toprak sükût eylemiş, dertli bülbül ötünce.
Yalan dünya dedikleri bir rüzgârlık hevesmiş,
İnsan can dediği şey, göğüsteki bir sesmiş.
Ömür heybem delindi, döküldü yavaş yavaş,
Gönül bir hancı olmuş, ömür bitmeyen savaş.
Çark-ı felek çevrilir, zerre kalmaz yerinde,
Bir ince sızı sızlar, şu bağrımın derinde.
Eski çeşme kurumuş, yosun tutmuş taşları,
Zaman insafsız usta, ağartmış kumaşları.
Yalan dünya dedikleri bir rüzgârlık hevesmiş,
İnsan can dediği şey, göğüsteki bir sesmiş.
Ömür heybem delindi, döküldü yavaş yavaş,
Gönül bir hancı olmuş, ömür bitmeyen savaş.
Harman yeri terk edilmiş, yele kalmış savrulan,
Biziz hicran korunda sessiz sessiz kavrulan.
Ay dolanır gecede, gölgeler uzar gider,
Bu hanın her yolcusu, bir gün elveda eder.
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.