0
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
15
Okunma
Benim içimde, adını henüz öğrenmemiş bir şehir yaşıyor.
Sokak lambaları, yalnızca senin ayak seslerini beklediği için akşam olunca yanıyor.
Kaldırımları, hiç tutmadığın elimin çizgileriyle döşeli.
Ve ben, her sabah aynı meydana çıkıp hiç gelmemiş bir karşılaşmanın gölgesini selamlıyorum.
Daha birlikte susmadık biz.
Sessizliğin bile iki kişilik olabileceğini öğrenmedi duvarlar.
Aynı pencereden yağmuru saymadık,
aynı fincanda soğuyan çayı birbirimizin gözlerine üfleyerek ısıtmadık.
Bir martının kanadına aynı dileği bırakmadık henüz.
Denizi, iki farklı yalnızlık gibi seyrettik.
Oysa bir gün, aynı dalgaya ismimizi emanet edecektik.
Ben buna hâlâ inanıyorum.
İçimde, kapısı hiç açılmamış bir mevsim duruyor.
Çiçekleri, yalnız sen baktığında açacak kadar inatçı.
Rüzgârı, yalnız sen geçtiğinde yön değiştirecek kadar sadık.
Gökyüzü bile bir bulutunu eksik taşıyor sanki.
Çünkü sen, henüz onun altından geçmedin benimle.
Daha birlikte eskimedik.
Saçlarına düşecek ilk beyazı hangi şakaya gülerken yakalayacağımı bilmiyorum.
Yüzündeki yılları hangi öpücükle seveceğimi de.
Birlikte yorulmadık, birlikte dinlenmedik.
Aynı akşamın omzuna başımızı bırakıp geceyi iki kalbin nefesiyle büyütmedik.
İçimde, adını yalnız senin söyleyebileceğin bir kelime saklı.
Kim söylese eksik.
Kim dokunsa yabancı.
Çünkü bazı kelimeler, yalnız bir insanın sesinde tamamlanıyor.
Sana henüz vermediğim gülüşler taşıyorum cebimde.
Bir ömrü aydınlatacak sabahlar,
hiç bitmeyecek sarılmalar,
birlikte yaşlanırken anlatacağımız küçük hikâyeler...
Hepsi yerli yerinde duruyor.
Anladım ki,
İnsan bazen özlediği kişiyi değil,
onunla henüz yaşayamadığı koskoca hayatı özlüyormuş.
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.