0
Yorum
4
Beğeni
5,0
Puan
35
Okunma
Kuşlar gökyüzünü taşımıyordu.
Gökyüzü, düşmesin diye kuşları kullanıyordu.
Ben bunu çok sonra öğrendim.
İnsan da biraz böyledir,
içindeki çöküşü
gülümsemesiyle ayakta tutar.
Bir gün cebimden bir sessizlik düştü.
Eğilip almadım.
Çünkü bazı şeyler
yerde kalınca
ilk kez doğru yere düşmüş olur.
Sonra saatler,
zamanı göstermekten vazgeçti,
bileklerimizde dolaşan
uslu birer kelepçeye dönüştüler.
Rüzgâr, yüzüme değil,
adımın unuttuğum tarafına çarpıyordu.
İnsan bazen kendi isminde bile
misafir kalabiliyormuş.
Bir taş aldım avucuma.
Sustu.
O susunca anladım,
en ağır yükler
ağırlığı olanlar değil,
dili olmayanlardır.
Gece, göğün kararması değildi.
Gece,
ışığın kendini içeriden terk etmesiydi.
Ve ben.
Her sabah dünyaya yeniden gelmiyorum.
Dünya,
her sabah benden biraz daha gidiyor.
5.0
100% (3)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.