0
Yorum
7
Beğeni
5,0
Puan
50
Okunma
fark ettik ansızın sığ sulara düşen o eksikliği
ey derin yörünge, ey muazzam sükut, uyandır artık beni
biz ki yolları, geçitleri ve gölgeleri senin renginle boyadık
aşındı bileklerimiz, kurudu ağzımızın pınarları
varsın daha da kurusun, sen varsan eğer bu kurak menzilde
göğsümüzde büyütürüz o hırçın rüzgarı ve yorulan nehirleri
sen ki kendi ışığınla kurdun bu devasa sahneleri,
yine kendin bağışla şimdi yarattığın o çaresizlikleri
kırılmış kanadımız, dökülmüş heybemizdeki o eski kelimeleri
yeniden üfle o ruhu, çek kurtar yeter o, yorgun günahkar gölgeleri
sana dönen bu yüzler, asırlardır hep aynı hasretle kavrulur
söküp at göğsümüzden, bizi senden ayıran o kirli perdeleri.
bir yangının ortasında, sadece senin serinliğine sığınmışız
koru bu emaneti, ulaştır menzile o, sessizce direnenleri.
dağılan bir girdapsın şimdi, yangın ve kül senden, hasat sensin
nerende saklar, emzirirsin bu sahipsiz, bu kimsesiz çölleri
sesini düşür ruhumuza, yıka kalbimizi, unuttur o sessizliği
gökte ve yerde eksilen ne varsa tamamladığın o yerleri
hatırla, toprağa o ilk fısıltıyı verdiğin mucizevi geceyi
bizi bıraktığın bu dipsiz, bu puslu, bu karanlık kuyularda
fırtınayı yaran, o kalbi selamete çıkaran gemileri
gölgene sığındığım bir gecedir bu ateşin kandilleri
büyüksün, o sonsuz şefkatine inandır artık beni
ey sarsılan ruhumuzun limanı, bu güçsüz eller kimin elleri
bir vakitler, zaman çölde öyle ziyan edilmiş ki...
ezilmiş bir uyanıştır; bu yükselen miracın kademeleri
ki sen can verirsin sese, beslersin geceden süzülen heceleri
biz senciyiz, biliriz yoluna köprü kurup o can verenleri
artık bize bir ufuk aç, bizi topla, kendimizi fısılda
ey biraz uzak, biraz yakın, beklerken bizi sınayan sevgili
unuttuk yönümüzü bu karmaşada, kaybettik o kadim izleri
genişlet daralan göğsümüzü, göster. o, vuslata erenleri.
yüzümüz yerde, yükümüz ağır, geçtik o heyhatlı denizleri
bir dokunuşunla canlandır, kuruyan o solgun yüzleri.
ey sana açılan avuçlarda birikmiş asırların o saf duaları
duy bu yakarışı, sevindir mahzun ve dahi yetim o, gönülleri.
kibir çökmüş yollara, nefis sarmış o yüksek yerleri
gaflete düşüp bırakmayız bu sefer o kavruk, kimsesiz tepeleri
seni sormam kimseye çünkü ben büyük bir dert taşırım
çünkü ben ey derim ve severim o, ey demeyi bilenleri
biz bir arınma nedir biliriz seninle, en iyi biz biliriz biz!
ey kim varsa bu gurbette, o tek olanın namına çeken kürekleri.
hasım acımasız, saplamış bağrımıza o nefretle namlu ve süngüleri
sen varsan eğer, aşarız öne çekilen o devasa engelleri
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.