1
Yorum
16
Beğeni
0,0
Puan
68
Okunma
ı
s u s a r d ı
kabuk bağlamış bir yara gibi susardı
susma diyen dış kapının mandallarına
müstehzi bir tavırla gülümser
-ben susmuyorum
-anlayabilene
-avaz avaz çığlık atıyorum derdi
ıı
çilingir sofrasında rakıyı kadehe döker gibi
bir bana dökerdi içini
ki daha ilk kadehte
yağmur giyinirdi gözleri
son kadehte
fırtına olur patlardı
ııı
kadehlere mahmurluk çöküp
gecenin uykusu gelince
esmer parmaklarıyla söndürdü gecenin kandilini
nefesi nefesime karışırken
ay ışığı kıskanırdı fısıltımızı
ve Allah…
affederdi bütün günahlarımızı
ıv
hoyrat rüzgarların koklamak istediği
bir uçurum çiçeği
aç gözlerin girmeyi düşlediği
dul bir bahçeydi
gurbetçi marabalar onu görürdü
kösnül rüyalarında
toprak ağaları arazi bahşederlerdi
ayaklarının bastığı yere
topuklarına gümüş halhal
bileklerine burma bilezik döşerlerdi
v
bense muhacir bir kuştum
adına öğrenci evi denen o isli mahzende
çay bile içiremezdim ona
ki çoğu zaman o getirirdi yemeğimi
minnetle
fesleğen kokulu ellerinden tutardım
sıcak bir sarılma
taze bir öpüşme azığım olurdu
d o y a r d ı m…
vı
cilveli bir ökseyle
o mu beni tuttu
yoksa ben mi onun dalına kondum
u n u t t u m…
ölümlerden ölüm beğenip
nasıl çaldık aşkın kapısını
onca kuşkulu bakışın arasında
o haram meyveyi nasıl dişledik
dedim ya unuttum…
çok şeyi unuttum amma
gülünce kuşlar gibi cıvıldayışını
ateşin közüne sürülen mırra gibi kaynayışını
u n u t m a d ı m…
vıı
şimdi
onu özlemekten heç olurken
çiçeksiz bahçelerde
omzuna yazılmış Aramice dua
terlediğinde göğsünde ıslanan o haç kolye
aklıma geldikçe
yumruğumla duvarları kanatıyorum
kırk tas suda kırklansam da
bitmiyor ona günahkarlığım
b’ela gözlerinden gidemiyorum
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.