1
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
18
Okunma
O SES
O ses duyulduğu günden beri,
Ruhum sende rehin, bedenim sürgün.
Adımlar biçare; bir ileri, bir geri,
Sanki ruhum arafta asılı bir hüzün.
Elbet gelir vuslat bir gün, dedim,
Sırrın kalbe doğacağı vakti bekledim.
Nefsin dehlizlerinde kendimi ararken,
Kendimde seni, sende kendimi özledim.
Yusuf misali ten kuyusunda bekledim,
Sabırla geceleri sessizce tükettim.
Yunus’un aşk kokan mübarek diyarında,
Bir nefeste adını duydum, sana yöneldim.
Acaba kimdim, kimden yedim bu vurgunu?
Hangi bağdan koptu gönlümün sürgünü?
Vuslatı beklerken kendi kendimi vurdum,
Ben sandığım benliğimi sessizce unuttum.
Çile, dert, imtihan derken zaman akıp gitti,
Her acı bir perdeydi, her perde kalkıp bitti.
Vuslat gelip gönlüme dokunduğu dem,
Fâni olan sustu, baki olan yetti.
Çekildim Hira mağarasına,
Dünya seslerinden soyunup bir başıma.
Yine o ezelî nida kalbime seslendi:
"Oku!" diye ısrar ederken bana.
Ne bildiğimi sandıysam hepsi dağıldı,
Hayret makamında bütün yollar kapandı.
Anladım ki ilmin sonu acizlikmiş;
Cahil geldim bu âleme, cahil gittim.
Vuslat, varmak değilmiş meğer;
Kendinden geçip O’nda kaybolmakmış.
O ses duyulduğu günden beri,
Ruhum sende rehin, bedenim sürgün kalmış.
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.