0
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
23
Okunma
BİR AŞK MASALI
Bir kadeh şarapla başlamıştı...
Başımın dönmesi.
Hiç bilmediğim bir ülkede,
salaş bir meyhanede...
Kanımın hızlanması...
Su yeşili gözlerinde.
Sonra gözleri yakalamıştı bakışlarımı.
Hızla kaçarken gözlerinden,
elimi uzattım sessizce...
"Dans..." diyecektim,
ayağa kalkmıştı.
Sokulduk birbirimize.
Çok masumca ama sıcacık...
Hoş bir müzikte.
Ne kadar da yalnızdım,
o anlamıştı.
Utangaçtı...
Sadece gözleri değdi gözlerime!
İki farklı dünyanın nesneleriydik.
Ne ben biliyordum onun dilini,
ne de o bir kelime benimkini...
Dilsiz gibiydik.
Utangaçtı...
Sadece gözleri değdi gözlerime!
Kırk altı gün sonra davet edildim.
Eve...
Küçük bir kâğıt sıkıştırdı avuç içime.
Heyecandan ölmek üzereydim.
Koca bir yanardağ düştü içime.
Alfabesini dahi bilmediğim adrese,
gecenin bir körü gittim.
Onun gönderdiği taksiyle...
Taksici bir şeyler söylüyordu.
Benim hiçbir şey anlamadığımı anlıyordu.
Boş ama meraklı gözlerimden.
Taksi durdu...
Son arayan numarayı aradı.
Volga’nın farları karanlığı taradı.
Üstünde ince bir elbiseyle
karanlıktan çıktı, geldi.
Kızgın karanlığı ok gibi deldi.
Merdivenlerden çıkarken
elim elindeydi.
Hava serindi...
Hatta soğuktu.
"Hoş geldin." dedi usulca.
Elimden buketle şarabı aldı.
Sigarayla çikolata bende kaldı.
Erguvanlar sarılıydı merdivenlerinde.
Her gelişimde serçe sürüsü havalanırdı.
Tek kişilik bir divan...
Divan kadar bir oda...
Kapısında bir perde...
Gönüller bir olunca,
yeter de artardı.
Geleceğe dönük hayaller kurmadık bile.
Sadece sevmiştik...
Sevişmiştik...
Hepsi nafile.
Felekten bir anı çalmaktı belki.
Dile kolaydı...
Kalpler isterse,
ne denilir ki?
Bu bir olaydı.
Bir kedisi vardı.
Adı Mişka.
Koyu griydi.
Sanki kedi değil,
evin reisiydi.
Önceleri sevmedi beni.
Uzun uzun koklardı.
Sonraları alıştı.
Kucağımda uyuklardı.
Altı ay kadar sürdü
bu tatlı buluşmalar.
Bir çift kelebek misali,
heyecanlı uçuşmalar...
Gelecekle ilgili planları vardı.
O da biliyordu;
ayrılık zordu,
vakit dardı.
Âşık olmak yasaktı bu âlemde.
Oysa ben,
her gittiğim ülkede
başka yaşamlar yaşadım.
Bir ömrün içine
nice ben’ler taşıdım.
Alışmak kötüydü.
Tehlikeliydi birbirimize.
Hep acemiydi yüreklerimiz.
Severken ayrılmak zor mesele...
Belki de ölüm gibi sadece...
Buruk bir gülümsemeyle,
kırık bir gamze...
"Hediyem olsun." dedi bana sessizce.
Gözlerinde bir hüzün...
Mahzun bakardı.
Saçları kısa,
kızıl...
Kına kokardı.
Kuş gibi ürkek,
dal gibi titrek...
Aşk kadar sıcak...
Kış kadar beyazdı...
Yılmaz Tizgöl
03.01.????
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.