0
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
457
Okunma

Ey sevgili…
Uzakta olsan da, sevgin boynuma ilmik.
Birden vedasız gidersem, sakın sorma “neden?”
Sadece gel…
Başucuma, mezar taşıma dokun.
Ama ağlama!
Gözyaşın toprağı çamur eder,
Ben çamurda değil, hasrette boğuldum zaten!
Bir zaman kurduğum düşler vardı seninle…
Şimdi o düşler, mezarımın üstüne dikilen kuru çiçek.
Adımı anınca nemlenen gözlerin…
O nem, benim kefenime değen son su.
Acı ile söylediğin dua…
Yemin ederim, cennet kapısını çalan sesin olur.
Bir ömür adadım sana!
Nazım sana, sitemim sana, sabrım sana…
Hayatta iken gelmedi baharım, yazım…
Kışta kaldım hep.
Şimdi bedenim kuru dal, ruhum yaprak.
İstighfarım bile mezarımda titreyerek…
Çünkü seni gülerken göremedi son nefesim.
Üstümde toprak, altımda soğuk taş…
Yaşadığım ömür, gözümde koca bir yaş oldu.
Bu fani dünyadan gidişimle gönlüm boş kaldı.
İlginçtir paşam, sevmeyenlerin gönlü hoş…
Sevenin gönlü ise, mezarımda “çoooş”!
Gelmedin son nefesimde… Biliyorum.
Ama adını kalbimin en gizli odasına gömdüm.
Anahtarını attım kuyuya.
Seni sevda bahçesinde aradım her gece,
Her rüzgârda “sen” dedim.
Sevgim hapsoldu gönül kafesimde…
Anahtar sende kaldı, ben çaresiz yattım mezarda!
Yıllardır beslediğim sevdayı,
Bir avuç toprakla toprağa serdim bugün.
En büyük isteğim kavuşmaktı…
En büyük derdim yokluktu…
Katıksız sevdamın sadakat yeminini verdim toprağa.
Şimdi son bir şey istiyorum senden:
Gel… Son bir kez gel.
Ölüme değil, sözüne gel.
Mezarımın başında fısılda: “Hâlâ seviyorum” de.
O fısıltı yeter… Zehirli yılan gibi sarar beni,
Öbür tarafta bile üşütmez!
Dinçer Dayı
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.