8
Yorum
19
Beğeni
5,0
Puan
232
Okunma

Ben hiç “baba” diyemedim,
dudağımın kıyısında büyüdü o kelime,
bir kördüğüm gibi,
çözülmeye korkulan…
O, gölgesi bile olmayan bir boşluktu,
bense o boşluğun ortasında
hep biraz üşüyen,
hep biraz eksik kalan.
⚘
Ham hayallerle kandırılmış bir ömür,
kumdan kalelerim yıkılırken,
o başka bir hikâyenin kahramanıydı;
benim hikâyem ise
tek kişilik bir sessizlikti.
Büyüyemedim Gülhatun,
içimdeki o küçük kızın dizleri
hâlâ çocukluk yaramdan kanıyor;
büyümeye çalışsam,
adımlarım o boşluğa takılıyor.
༺❀༻
Bir babanın hayali bile,
bir ağacın kökü gibidir oysa;
benim köklerim rüzgâra yazılmış,
toprağı bile görmemiş bir fidan gibi
nasıl büyür insan?
O, sert bir rüzgârın savurduğu toz;
bense o tozun altında
kendi baharını arayan bir yetim.
⚘
Şimdi aynaya baksam,
gördüğüm o suret,
hâlâ saçları örülmemiş,
yolu gözlenmemiş o çocuktur.
Baba diyorlar,
ben “yara” diyorum.
Baba diyorlar,
ben “yokluk” diyorum.
Büyüyemedim anne,
babasızlık, ömrün ortasında
hiç bitmeyen bir kış gibi
içimde hâlâ…
༺❀༻
Ve kimse bilmez;
bazı çocuklar büyümez,
yalnızca sessizleşir.
Ama bir gün,
kendi elleriyle sarar içindeki yetimi;
ve ilk kez anlar:
eksik büyümek,
sevilmeye eksik kalmak değildir…
⚘🤍
Not:
Ben hiç babasını görmedim.
Bu yüzden Babalar Günü benim için kutlanan bir gün değil; içimde adı olup hatırası olmayan bir boşluğun sessizce hatırlandığı bir gün…
İnsan bazen bir kişiyi değil, hiç yaşayamadığı şeyleri özlüyormuş. Bir omuza yaslanmayı, “aferin” denmesini, beklenmeyi, korunmayı… Belki de en çok, dönüp bakacak bir babanın varlığını.
Bu şiir bir sitem değil; geç kalmış bir çocukluğun, büyümeye çalışırken içinden eksilmeyen bir yerin sesidir.
Bazı yaraların sebebi hatıralar değil,
hiç yaşanamayan hatıralardır…
༺❀༻
— Gülhatun’un ruhundan
22.06.2026 • Pazartesi
Saat: 00:00’ı geçmiş bir sızıyla
5.0
100% (13)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.