0
Yorum
2
Beğeni
5,0
Puan
131
Okunma
Kendime Sürgün
Ben kendime geç kaldım.
Çocukluğumun avlusunda unutulmuş bir gölge gibi yıllarca başkalarının sesini taşıdım.
Herkesin bildiği yolları yürüdüm da hiçbir yol bana çıkmadı.
Bir gün, içimde adını koyamadığım bir sessizlik büyüdü.
Ne dosta benziyordu,
ne düşmana.
Bir kuyu gibi derinleşiyor,
bir göç gibi çoğalıyordu içimde.
O gün anladım.
İnsan bazen dünyadan değil, kendinden uzak düşermiş.
Aynalara baktım.
Yüzüm oradaydı.
Ama gözlerimin gerisinde uzun zamandır terk edilmiş bir şehir vardı.
Sokaklarında çocukluğum üşüyor,
meydanlarında yarım kalmış hayaller dolaşıyordu.
Ben o şehrin hem kurucusu hem de son sürgünüydüm.
Kaçtım.
Kendimden kaçtım.
Kalabalıklara karıştım,
isimler değiştirdim,
mevsimler eskittim.
Ama insan, gölgesini ardında bırakamıyormuş.
Nereye gittiysem içimdeki yalnızlık benden önce vardı.
Sonunda yoruldum.
Ve ilk kez savaşmayı bıraktım.
Diz çöktüm kendi ruhumun karşısına.
Ne hesap sordum ona,
ne de af diledim.
Sadece dinledim.
Çünkü yıllardır susturduğum kişi aslında bendim.
O gece yeniden doğmadım.
Masallar öyle anlatır.
Ben sadece kendi enkazımın altında hâlâ nefes alan bir kalp buldum.
Adını sordum.
Rüzgâr cevap verdi.
Özgür Ruh FISILTISI.
Ve böyle başladı sürgünlüğüm,
dünyaya değil,
kendime doğru.
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.