2
Yorum
2
Beğeni
5,0
Puan
41
Okunma
Otuz yıl çalışıp döktüğüm alın,
Bir kuru ekmeğe yetmiyor bugün.
Kırıldı kanadım, sığındım dalın,
Hesabı çarşıda tutmuyor bugün,
Dertlerim içimde bitmiyor hergün.
Gençliğim tükendi tezgah başında,
Çocuklar büyüttüm helal lokmayla.
Şimdi gözüm kaldı elin aşında,
Ömür mü geçecek her gün saymayla?
Yaramız sarılmaz boşa duymayla.
Pazara çıkmaya utanır yüzüm,
Akşamın vaktinde kalabalıkta.
Uzaklara dalar ağlayan gözüm,
Bir hüzün gizlidir her solukta,
İnsanlık boğuldu bu yoklukta.
Ceketim eskidi, cebimde yok pul,
Bize reva mıdır bu garip hayat?
Dünyanın yükünü taşıyan bu kul,
Diyor ki kalmadı dünyada tat,
Yıkılsın başıma sahte saltanat.
Yıllarca devlete ödedim vergi,
Gençliğimi feda ettim bu yola.
Şimdi kaderime yazılmış sergi,
İsterim hayatım bir nefes mola,
Hüzünler yüklenmiş sağa ve sola.
Kasabın önünden geçerken başım,
Eğilir önüme, bakamam asla.
Gözyaşıyla ıslanır ekmeğim, aşım,
Gönlümü avutmam beyhude yasla,
Ömrümü tükettim ben bu telaşla.
Dostlar kahvesinde bir bardak çayı,
Kırk kere düşünür içerken insan.
Unuttuk haftayı, unuttuk ayı,
Gönül sarayında söküldü lisan,
Yoksula uğramaz oldu o nisan.
Giyilen ceketler babadan kalma,
Astarı sökülmüş, rengi sararmış.
Diyorlar halini kederle anma,
Oysa dertlerimiz boyu aşarmış,
Sabretmek bu kulda ulu başarıymış.
Torunlar gelince saklarım elim,
Harçlık isteyecek diye korkarım.
Lal olur konuşmaz, bükülür dilim,
Cebimde kalmadı eski vakarım,
Kendi dertlerimde her gün yanarım.
Faturalar dizilir kapının ardına,
Gözüme uyku girmez sabaha kadar.
Kimse kulak asmaz yoksul derdine,
Dünyayı etmişler bizlere dar,
Emeklinin sırtında bitmeyen efkar...
Ufuk Güney
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.