1
Yorum
4
Beğeni
5,0
Puan
118
Okunma
Bism-i Hû ile açıldı yine gencîne-i râz,
Şeb-i lâhûtda yanar nâr-ı nihânımdır Hû.
Ne zemîn tanır onu ne felek eyler ihâta,
Arş u kürsîye sığmaz sırr-ı pinhânımdır Hû.
Kök Tengri’den esen bir kutlu yel gibi kadîm,
Ötüken düşlerinde kut bulan cânımdır Hû.
Yada taşında uyur sanma ezel yağmurları,
Gökbörü izlerinde çağlayan kanımdır Hû.
Uygur bengü taşına kazınan sessiz tamga,
Sözden evvel okunur levh-i vicdânımdır Hû.
Bir çerig idim evvel nefs ilinin yolunda,
Şimdi sultân-ı fenâ mülküne fermânımdır Hû.
Ney gibi sûz ile yandıkça açar perdeyi aşk,
Nâle-i bî-ser ü pâyın dili, cânımdır Hû.
Neyzenin nefhası değil duyulan bezm içinde,
Kudret elinden inen bâd-ı Reyhân’dır Hû.
Dîde-i dilde görünmez nice bin reng-i cemâl,
Lâmekân bahçesinde gonca-i handân’dır Hû.
Bir kadeh sundu bana pîr-i harâbât gecede,
İçtim; andan beri mestâne seyrânımdır Hû.
Ne Kaşgar’da aradım ne Buhârâ’da nişân,
Ne Semerkand ufkunda ne Horâsân’dır Hû.
Ne otağ içre bulunur ne saray tahtlarında,
Yoksulun kalbinde saklı duran hân’dır Hû.
Moğol boz kırlarında kişneyen yılkı gibi,
Rûhuma engin ufuklardan gelen ün’dür Hû.
Karaçuk dağlarında yankılanan eski sav,
Kamların düşlerine doğan erkân’dır Hû.
Benliğim bir buz idi, erdi tecellî güneşi,
Şimdi ummânlara karışmış ummânımdır Hû.
Ne ben kaldım
Ne benim sandığım âvâre gölge,
Gecenin bağrında sönen son nişânımdır Hû.
Fakr ile çıktım yola,
Terk ile geçtim dereden,
Varlığın ötesine kurduğum kervânımdır Hû.
Ey BÂİN-İ ADLÎ, sus artık;
Sözün son menzili bu,
Evveli Hû,
Âhiri Hû,
Bütün divânımdır Hû.
HABİB YILDIRIM / BÂİN-İ ADLÎ
(16 Haziran 2026)
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.