0
Yorum
3
Beğeni
0,0
Puan
19
Okunma
Yakın sandığın,
Belki de senden en uzağa
Göç etmiş sırdır.
Çünkü göz,
Kirpiğine yaslanınca
Ufku unutmaya başlar.
Ey gönül!
Her daim avucunda taşıdığın güneşi,
Bir gün sıradan bir taş sanırsın.
İşte o vakit,
Şükür, sessizce evini terk eder.
Ben buna üns-körü derim;
Muhabbetin fazla gölgesinden doğan
İnce bir görmezlik...
Ne ayrılıktır,
Ne vuslat...
İkisinin arasına gerilmiş
Saydam bir hicap.
Uzaklık,
Hasretin külrengi rüzgârıdır.
Yakınlık ise,
Alışkanlığın görünmez sarmaşığı.
Biri adımlarını zincirler,
Diğeri gözlerini.
Ey hakikatin yolcusu!
Mesafeyi adımlarla değil,
Kalbin uyanıklığıyla ölç.
Nice omuz omuza duranlar vardır
Bir ömür birbirine erişemez.
Nice dağların ardında bekleyenler vardır
Bir nefeste aynı secdeye varır.
Kalbini her sabah
İlk defa yaratılmış gibi giy.
Annenin sesini
İlk kez işitiyormuşçasına dinle.
Dostunun yüzüne
İlk bahar yağmurunun toprağa baktığı gibi bak.
Çünkü tekrar eden şey,
Nimet değildir eskimiş olan;
Bakan gözün aynası buğulanmıştır.
Ben bugün
Kalbimin penceresine
Bir hayret çiçeği diktim.
Her baktığım,
Yeniden doğsun diye.
Her sevdiğim,
İlk karşılaşmam olsun diye.
Her secdem,
İlk "Elest" sabahının titreyişiyle dolsun diye.
Ey perde!
Ne yaklaşarak gizle beni,
Ne uzaklaştırarak.
Bana,
Arada duran o ince yürüyüşü öğret.
Çünkü hakikat,
Ne mesafenin ucundadır,
Ne de temasın sarhoşluğunda...
Hakikat,
Hayretini kaybetmeyen kalbin
Sessizce açılan
Sır kapısındadır.
HABİB YILDIRIM (BÂİN-İ ADLÎ)
(24 Temmuz 2026)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.