0
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
25
Okunma
İçimin sızlayışı var inceden inceden,
Kesmiyor tütün,
Dindirmiyor Müzeyyen Senar.
Bastırdığımı düşünüyorum bir an,
Garipçe’den duyuluyor sesi…
Bacağı yamuk bir tahta masa
Bir anason, bir de balıkçı Hasan Amca.
İçimizin kılçıklarını yutuyor alaca tüylü tekir kedi,
“Tövbe” çekiyor Hatice anne hallerimize,
Bilmem kaçıncı derdin, kaçıncı nakaratındayız.
"Bu kadar da güzel olunmaz ki" diyor,
Mor kartopu çiçekleri kokusuz dallarına…
" Offf be offf " diye inliyor içimin can çekişleri,
Masaya vuruyor uzun parmakları ile Garip’çenin Ahmet’i,
"Hey gidi dipsiz dünya" diye haykırıyor,
Masanın bacağı kırılıyor,
Kirpiklerim sızlıyor ,
İçimden çise yağıyor inceden inceden…
Ne tütün kesiyor, ne karanfil.
Kalbimin aldanışları var bozuk pilak gibi,
Hep başa, hep başa sarıyor,
Durmuyor dualar,
Müzeyyen Senar da susmuyor.
Garip Ahmet utancından yerin dibine giriyor…
Bir bacaksız nemli masa,
Bir içim, bir de Hasan Amca..
Hepimiz eksik, hepimiz tövbekâr,
Tespihin püskülü elimizde,
İmameler ayyuka çıkıyor…
İçimin haykırışları var,
Bastırdığımı düşünüyorum,
Taa Garipçe’den sağır Ahmet duyuyor…
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.