10
Yorum
12
Beğeni
5,0
Puan
92
Okunma

Bu gece,
Bir mazlumun alnından akan kan kadar kırmızıdır gözyaşlarım.
İçimdeki isyanı öldürmek istiyorum ama nasıl?
Bitecekse bu bedbahtlığım, bitecekse bu naçarlığım,
Ve ben, ben olacaksam artık; ver, kendi boynumu vurayım...
Küllerini yutmuş bir volkan gibi susuyor içimdeki çığlık.
Her nefes, içime saplanan görünmez bir diken.
Yıldızlar bile çekmiş yüzünü göğümden,
Gecenin karanlığında kendi közümde yanıyorum.
Bir yanım, yıkılmış bir mabedin taşları arasında,
Bir yanım, adını unuttuğum sokaklarda.
Hangi kapıyı çalsam, içimde hasret kapısı;
Hangi gölgeme baksam, bir yanım hep eksik.
Bu gece,
Biraz merhamet bırak avuçlarıma.
Ya içimdeki fırtınayı dindir,
Ya da savur beni, kendime yabancı kıyılara.
İnsan,
Bazen en çok kendi sesinden yorulur.
Ve bazen en ağır darağacı,
Kendi yüreğinin tam ortasına kurulur.
Bu gece,
Kırık saatler gibi dağılıyor içimde zaman.
Ne gidenler dönüyor ne kalanlar tamamlıyor beni,
Yalnızlığım, adımı benden iyi biliyor.
İçimde yarım kalmış vedaların uğultusu var.
Ne kendime varabiliyorum ne de kendimden kaçabiliyorum...
En uzun sürgün, insanın kendi içinde başlar...
5.0
100% (11)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.