1
Yorum
8
Beğeni
5,0
Puan
33
Okunma
Bir tutkudur yaşamak görünen sahnesinde
Neler saklı bilinmez demirden sinesinde
Geçen her gün götürür yıpranmış yaprakları
Siyahlar renk dökerken ağartır şakakları
Fırtınalara dayanan yıkılmaz kalesi
Meltemlerden sakınır duyulmaz olur sesi
Yaşarım her anını uzunca hayallerde
Gençliğimden dökülen güllerde sümbüllerde
Şimdi uzaklaşır gölgeler izi kaybolur
Işıktan gelen güc gider saltanat son bulur
Sararken yorgunluğun serpintisi yılları
Paslı anahtar açmaz menzilde kapıları
Sayısız merhale geçerken güzergahında
Geceler filiz verir tanyeri sabahında
Nesiller direnir yaşamda nöbet devralır
Sırlar açılır gönül gözü görür yol alır
Çekilir yavaş yavaş dalgalar sahillerden
Bir derin sükût kalır geriye o günlerden
Söndü sahne ışığı kapanıyor perdeler
Hani nerde insanlar her biri bir yerdeler
Çileli ekin ömür artık hasat zamanı
Küller bağrında yatar yanmışlığın dumanı
Altın tahtlar kurulu süslü mermer saraylar
Nerde dev salonlarda çınlayan kahkahalar
Dizildi hatıralar sıralı soğuk raylar
Bir hoş sadaya döndü akıp giden vagonlar
Gecenin soğukluğu dokunur hatırana
Sorarım bu gidişten acep ne kaldı bana
Bıraktım anıları akıp giden sellere
Gönlümü teslim ettim upuzun gecelere
Yıkılmak yakışmıyor böyle yüce gönüle
Her yaşam sayfalarca söz doldurur hayale
Katib-i Fakir İbrahim
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.