0
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
37
Okunma
Parmakların, hicretin en derin nüshasıdır
Gözlerin, rikkatimin ince suheylasıdır
İnce ince katredir ummanimi dolduran
Vechinin cüdasıdır zambakları solduran
Aslımı sana verdim, heyulalar firkatin
Sanadır, sade sana yollarımın sirkati
Aşıkân merhalede toplamış bülbülleri
Gülün alevli harı, serinletir çölleri
Bende seni balam; mecnunun cem olduğu
Şeb-i yelda vaktinin il’inde kaybolduğu
O karanlık gecede , bir mumun ihtilâli
Yakıyor lahza lahza sensizlik ihtimali
Bencillik sokağında kesiliyor kehribar
Sürmeli gece gibi kınındadır Zülfikar
Hasretini kuşatır edep ile lalezâr
Aynalar türkü söyler, seni yansıtır bahar
Aşığıyam sen gülün, ıstırabım olsan da
Kapında bekliyorum kaç bin kere kovsan da
Ellerimde bir demet buse- gâh çiçeğiyle
Bekliyorum kapında ateş böcekleriyle
Pencereden bir baksan, hicranım diner belki
İçimin yangınları " ah " eder , söner belki
Avare sokakların , sergüzeşt ehliyim gül
Sensiz ben Mısır gibi bin yıldır kehl’iyim gül
Aşınıp hiramda ki damlanın hürmetine
Razıyım hırsına, kinine, mihnetine
Yeter ki sen gel, ufkumun hikâyesi
Yeter ki sen ol gönlümün risalesi
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.