2
Yorum
12
Beğeni
5,0
Puan
92
Okunma
Adını ağzıma almıyorum artık.
Çünkü bazı isimler söylenmek için değil, insanın içinde yankılanmak için vardır.
Seninle ilgili her şey, unutulmuş bir mabedin taşlarına işlenmiş yazılar gibi,
kimse okuyamaz tam olarak,
ama önünden geçen herkes orada büyük bir anlam saklı olduğunu hisseder.
Seni anlatmaya kalkınca kelimeler omuz başlarında yoruluyor.
Her cümle biraz eksik, her benzetme biraz yaralı kalıyor.
Çünkü bazı insanlar tarif edilemeyecek kadar güzel değildir,
tarif edilmeye direnecek kadar derindir.
Bir yangından sonra ayakta kalan son kapı gibisin. Etrafında ne kadar yıkım olursa olsun, bakınca insana hâlâ eve dönme ihtimali veriyorsun.
Bir nehrin denize kavuşmadan önceki son virajı gibisin.
İçinde hem kavuşmanın telaşı,
hem ayrılığın hüznü birlikte akıyor.
Sana bakınca göğsümün içinde eski çağlardan kalma bir çan çalıyor sanki.
Kimsenin duymadığı, ama susturamadığı bir ses.
Öyle zamanlar oluyor ki, bir kalabalığın ortasında durup dünyadaki bütün yüzleri unutabiliyorum.
Ama senin yüzüne benzeyen tek bir ayrıntı,
bütün hafızamı yeniden ayağa kaldırıyor.
Sanki ruhum, senden önce eksik yazılmış bir kitapmış da sen gelince eksik sayfalarını bulmuş gibi.
O yüzden senden söz etmiyorum artık.
Çünkü bazı hikâyeler anlatıldıkça küçülür.
Bazı insanlar ise sessizliğin içinde büyür.
Ve sen.
Bütün gürültüler çekildiğinde, insanın içinde kalan son ışık gibisin.
Ne tutulabiliyorsun, ne kaybedilebiliyorsun.
Sadece varlığınla, içimdeki karanlığın şeklini değiştiriyorsun.
5.0
100% (3)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.