0
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
7
Okunma
Ey gönül!
Kendine açılan kapının eşiğinde
Neden hâlâ kendini ararsın?
Sen sandığın o ben,
Bir avuç gölgeden ibaretken
Hangi aynada yüzünü
Hakikat diye seyredersin?
Bir kalbi incitmemek için
Dilini suskunluğun kuyusuna indirdiğin gün,
Melekler senin adına bir sessizlik yazar.
Bir mazlumun ahını
Kendi nefsinin duvarına çarptırmadan
Göğsünde erittiğin vakit,
İşte o vakit insanlık
Sana gizli adını fısıldar.
Bil ki gönül,
Allah’ın nazargâhına açılan
Görünmez bir semâdır.
Oraya kin ile girilmez,
Benlik ile yürünmez,
Hesap tutarak aşk edilmez.
Sen bir iyilik eylediğinde
Karşılığını bekliyorsan,
Henüz pazardasın.
Bir sevgiyi
“Bana da sevgi dönsün” diye taşıyorsan,
Henüz kendindesin.
Fakat bir gün,
Sevdiğinin seni sevip sevmediğini unutur;
Yalnızca onun iyiliğini dilersen,
İşte o zaman
Nefsinin tahtı çatlamaya başlar.
Çünkü aşk,
İki kişinin birbirine sahip olması değildir;
İki benliğin,
Bir hakikatin önünde diz çökmesidir.
Aşkın ilk kapısı muhabbet,
İkinci kapısı merhamet,
Üçüncü kapısı fedâdır.
Son kapıda ise
“Ben” diye içeri giren kimse kalmaz;
Yalnızca O’na açılan
Bir gönül kalır.
Ey yolcu,
Nefsin sana her gece
“Sen” diye bir kandil yakar.
O kandilin ışığına aldanma.
Bazı ışıklar insanı aydınlatmaz;
Kendisini görmesini sağlar.
Hakiki nur ise
Seni kendinden görünmez kılar...
Ashâb-ı Kehf’i hatırla:
Onlar mağaraya dünyadan kaçmak için değil,
Hakikati kaybetmemek için çekildiler.
Mağaranın karanlığında
Yıllarca uyudu bedenleri;
Fakat gönülleri
Zamanın dışındaki bir sabaha uyandı.
Sen de bazen
Nefsinin gürültüsünden bir mağara bul.
Orada sustur,
Kendini anlatan bütün sesleri.
Bir süreliğine adını bile unut.
Çünkü insan,
Kendi isminden soyunduğunda
Rabb’inin kendisine verdiği
Hakikate yaklaşır.
Belki o vakit anlarsın:
Kırdığın gönül,
Taştan bir kap değildi;
Rahmetin ince camıydı.
Affettiğin insan,
Senden eksiltmedi;
Seni senden kurtardı.
Vazgeçtiğin intikam,
Elinden düşen bir kılıç değil;
Nefsinin elinden alınan bir saltanattı.
Ve karşılık beklemeden verdiğin sevgi,
Dünyada kaybolmuş bir sadaka değil;
Semaya yükselen gizli bir duaydı.
Ey gönül,
Kendini büyütmeye çalışma
Küçül.
Öyle küçül ki,
Bir yetimin gözyaşına sığasın.
Öyle incel ki,
Bir kırık kalbin sızısını duyasın.
Öyle arın ki,
Sevgiyi kendine mal etmeyesin.
Çünkü damla,
Denizi “ben denizim” diyerek bulamaz.
Kendi suretinden vazgeçtiğinde
Denizin kendisi olur.
İnsan da böyledir:
Nefsinden bir perde eksildikçe
Hakikatten bir perde kalkar.
Sonra bir gün kalbinin içinde
Adı olmayan bir kapı açılır.
Ne anahtar sorar,
Ne yol tarif eder.
Sadece seni, senden geçirir.
Orada aşk,
Sevgilinin yüzünde durmaz.
Orada muhabbet,
Bir kula bağlanıp kalmaz.
Orada gönül, kendi sınırlarını aşar.
Ve sen anlarsın...
Aradığın sevgili,
Seni kendine çağıran değil;
Seni senden çıkarıp
Hakk’a götürendir.
İşte o vakit kalbin genişler,
Dünya küçülür.
Benlik susar, muhabbet konuşur.
Nefs çekilir, rahmet görünür.
Gönül uyanır.
Ve insan, ilk defa
Kendinden geçerek kendine varır.
HABİB YILDIRIM (BÂİN-İ ADLÎ)
(12 Ağustos 2026)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.