2
Yorum
9
Beğeni
5,0
Puan
75
Okunma

Kuru soğuk bir mayıs güneşinde
sana giden yollarda
ağırlığınca özlemler taşıyordum.
Teninin rengini daha fazla görmeyi
aklımdan uzun uzun geçiriyordum.
Hiç gidilmemiş yolların
talibi olmamış gecelerin sessizliğinde
deruni bakışlarına
tümüyle teslim olmak istiyordum.
Yürüdüğün
koşuşturduğun rüzgârın yönü
geçmişin ağrılarını yok etmişçesine
seni gören gözlerim
senli aynama yansıyordu.
Apansız geçen dilli zamanlar
bana kokunu getirmişken
asabileşmiş ses tonun
kalbimi küt küt attırmışken
kilometrelerce uzağındaki
bir okyanusun kıtasına çağırsam
gelir miydin?
Uğradığın mekanlarda
Aynadaki sinirli rengi hiç fark ettin mi?
Güzel endamınla adeta bir içim su gibiydin.
Kırık dökük geçişli günleri yok sayarak
gülümsemenin uğurlu renginde
seninle var olmak istiyordum.
Bu düttürü dünyada
özün canı gibi
ihtiyacım olan her şeye sahip yüreğinle
ömrüme âdeta ışık saçıyordun.
Evrimin içindeki yedili saatlerde
masum gülüşlerinle
boylu boyunca uzuyordu gece.
Hece hece raks ediyordu gülüşlerin.
Sadece benim hazinem ol diledim
hazinem ol istedim.
Anlıyor musun?
Mehmet ÖKSÜZ
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.