9
Yorum
13
Beğeni
5,0
Puan
73
Okunma
Ben senin en çok gülüşünü bilirdim,
Güneş doğar sanırdım dudaklarında.
Ben seni canıma can diye eklerken,
Sen beni savurdun boş sokaklarında.
Sen benim zerrece değerimi bilmedin,
Gözümden akanı elinle silmedin.
Ben bin kez öldüm de senin yolunda,
Sen bir kez kapıma "nasıl?" demedin.
Ben sana köle oldum, kul oldum bilerek,
Ömrümü verdim ben, hep "sabır" diyerek.
Meğer bir kuyuymuş senin o yüreğin,
Gömüldüm içine sessizce inleyerek.
Sen beni anlamayı hiç istemedin ki,
Ruhumun sızısı dindi demedim ki.
Ben seni başıma taç edip taşırken,
Yükümü bir an olsun bölmedin ki.
Gülüşün bir yalan, bakışın bir dertmiş,
Sana olan sevdam meğer bir gurbetmiş.
Ben sende kendimi bulurum sanırken,
Varlığın ömrüme sanki bir nöbetmiş.
Vefa dedikleri senin semtine uğramaz,
Gönlü taş olanın yarası sızlamaz.
Ben sana derya oldum, uçsuz bucaksız,
Senin bir damlan bile susuzluğu kanatmaz.
Gururumu ezip de geçtim her gece,
Adın dilimdeydi kutsal bir hece.
Sen beni bir yabancı gibi izlerken,
Ben sende kayboldum, en büyük bilmece.
Heba oldu gençliğim, bitti bu heves,
Almıyor ciğerim artık bir nefes.
Sen saraylarında hükmünü sürerken,
Ben kendi kalbimde oldum bir hapis.
Şimdi ne gülüşün kalsın, ne hayalin,
Tutulmaz bir elmiş o senin elin.
Değerimi bilmeyen o sahte gönlüne,
Artık ne bir sözüm var, ne de bir halim.
Gidiyorum işte, bitti bu hikâye,
Sana köle olmakmış meğer tek gaye.
Sen beni anlamadın ya, bu senin ayıbın;
Benimki ise aşka verilen en büyük paye.
5.0
100% (10)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.