1
Yorum
5
Beğeni
5,0
Puan
39
Okunma
Kendini bilmemek, kendinde olmamak,
Kendine güvenmemek, farkına varamamak...
Kendini fazla önemsemek olunca mesele,
Tüm bilge sözler boş, tutarsız hale gelir.
Önce kendisiyle ilgili mevzuyu halletmeli,
İçindeki o derin kuyudan sağ salim çıkmalı.
Dışarıda aranan her teselli aslında yalan,
İnsan önce kendi ruhunda huzuru bulmalı.
Keşke ben de çocukluğumu affedebilsem,
O masum elleri tutup yeniden gülebilsem.
Ne kadar çabalasam da bir türlü olmuyor,
İsterdim ki o karanlık hatıraları silebilsem.
Affedemedikçe hayallerim bir bir yıkılıyor,
Zaman sanki tersine, aleyhime işliyor.
Sanki dünya tüm ağırlığıyla üzerime geliyor,
Ruhum daralıyor, nefesim göğsümde kesiliyor.
Gözümden anlamsızca yaşlar dökülüyor bir anda,
Bir yanım yangın yeri, bir yanım hep zindanda.
Koca bir ömür geçti de geçmeyen tek şey sızı,
Emanet bir can taşıyorum sanki şu yorgun canda.
İnsan kendine geç kalınca, her yer gurbet olur,
Yürüdüğü yollar bitmez, menzili zahmet olur.
Kendiyle barışmayan, kime sığınsa yabancı,
Her aynaya bakışında yüzü bir kıyamet olur.
O küçük çocuk orada, köşede öylece bekler,
Günler üstüne gün, dertler üstüne dert ekler.
Büyümek denilen şey, aslında sadece kabuk,
İçeride hala titrer o korkulu yürekler.
Bilgelik dedikleri, kitaplarda bir süslü cümle,
Eğer derman olmuyorsa bu sessiz, derin kederle.
Yarayı sarmak gerek, lafla peynir gemisi yürümez,
İnsan yüzleşmeli elbet, o en eski kederle.
Şimdi kalemim susar, lakin feryadım dilsizdir,
Yazdığım her bir satır, rotasız ve izsizdir.
Kendini bulamayan, koca bir devranı neylesin?
Kendi içinde kaybolan, her kalabalıkta yalnızdır.
Yine de umut derim, belki bir gün şafak söker,
Bu ağır yükü omuzlarımdan bir el çekip alır.
Affetmek en büyük zaferse eğer bu hayatta,
Belki sonunda huzur, bende de baki kalır.
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.