0
Yorum
5
Beğeni
5,0
Puan
23
Okunma

Hey gidi koca Antakyam hey…
Nereden bilirdim ki bir gün
Adın, dilimden düşmeyen bir sevdaya dönüşecek.
Ben bu şehre yabancı geldim,
Bir valizin içinde birkaç kırık hayal,
Biraz yorgunluk, biraz gurbet taşıyarak…
Ne seni tanıyordum,
Ne Asi’nin gece nasıl konuştuğunu biliyordum.
Sonra bir akşamüstü gördüm seni…
Eski Uzun Çarşı’nın kalabalığında,
Baharat kokularının birbirine karıştığı yerde.
Bir yanda zahter, bir yanda kahve kokusu,
Bir yanda künefeye uzanan çocuk telaşı…
İşte o gün anladım;
Bazı şehirler insanı misafir etmez,
Direkt kalbine yerleşir.
Ben senden önce
Şehri sadece taş bina sanırdım Antakya.
Meğer şehir dediğin şey;
Bir annenin tandır başındaki duasıymış,
Bir ustanın bakırı döverken çıkardığı sesmiş,
Bir sabah ezanıyla kilise çanının
Aynı göğe karışmasıymış.
Geceleri Asi kıyısında yürüdüm bazen,
Sigaramı yakıp uzun uzun sustum.
Suya baktıkça kendimi gördüm;
Bir yanım akıp gitmek istiyor,
Bir yanım sende kalıyordu.
Çünkü senin gecelerin başka Antakya…
Gece olunca taş duvarlara hüzün çöker,
Rüzgâr bile eski bir türkü gibi eser burada.
Sonra insanlarını tanıdım senin…
Yaralı ama dimdik insanlarını.
Sofrasına buyur edenleri,
“Bir çay iç” demeden bırakmayanları.
Acıyı da sevgiyi de büyük yaşayanları…
Ve ben en çok da bunu sevdim sende;
Kimse yabancı kalmıyordu uzun süre.
Sonra bir sabah geldi…
Toprak sustu, gök sustu,
Dualar yarım kaldı dudaklarda.
O gün senin canının nasıl yandığını gördüm Antakya.
Yıkılan sadece evler değildi çünkü,
Hatıralardı…
Çocuk sesleriydi…
Birlikte edilen kahvaltılar,
Bayram sabahları, eski fotoğraflardı.
Ama sen yine ölmedin…
Bak hâlâ Asi akıyor.
Hâlâ künefe tepsilerinden duman yükseliyor.
Hâlâ bir sokak arasında
Bir teyze fesleğen suluyor sessizce.
Çünkü senin mayanda sabır var Antakya.
Sen kolay yıkılmazsın.
Şimdi dönüp kendime bakıyorum da…
Ben bu şehre dışarıdan gelen bir adamdım sadece.
Ama sende kaldı ömrümün en güzel yanı.
Bir kadını sever gibi sevmedim seni,
Ben seni memleket gibi sevdim Antakya.
Gidersem eksik kalırım artık,
Kalsam içim sızlar yine.
Çünkü insan bazı şehirlerden ayrılır ama
Bazı şehirler insanın içinden hiç çıkmaz.
Ve ben nereye gidersem gideyim
Bir yanım hep Asi kıyısında oturacak.
Bir yanım Uzun Çarşı’da kaybolacak,
Bir yanım gece vakti harabeye dönmüş sokaklarına bakıp susacak.
Şimdi biri bana “Nerelisin?” dese
Doğduğum yeri değil,
Kalbimin kaldığı yeri söyleyesim geliyor…
Hey gidi koca Antakyam hey…
Sen artık sadece bir şehir değilsin bana;
İçimde dinmeyen bir hasret,
Boynumda taşınan bir gurbet,
Ömrüme işlenmiş koca bir sevdasın artık…
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.