2
Yorum
4
Beğeni
5,0
Puan
45
Okunma
“Hırçınlığın kime?” diye sordu kadın…
“Bilmem…” dedi adam, titrek dudaklarıyla...
Uzaklardan bir tren sesi…
Her kalp atışında biraz daha yaklaşan,
Biraz daha içini yakan…
Adam gözlerini kaçırdı.
Kadın sustu…
Çünkü bazı suskunluklar, çoğu cümleden daha ağırdı.
“Aşk,” dedi adam yavaşça,
“Bazen insan geç kalınca kaybetmiyor…
Erken sevince de kaybedebiliyormuş.”
Kadının gözleri doldu.
Sanki yıllardır aynı istasyonda
Farklı trenleri bekleyen bir hâli vardı…
“Gitme…” dedi, yutkundu.
Ne kavuşabiliyorlardı,
Ne de birbirlerinden tamamen gidebiliyorlardı…
Kadın gözlerini indirdi.
Çünkü Adıni koyamadiği sonunu yazamadığı..
Tek bir gözyaşı yanağından süzülürken rüzgarıyla savrulan saçlarınin ardindan geçip gitti tren..
Raylar titredi, şehir sustu.
Ve ikisi de aynı şeyi düşündü:
“Gitmek mi kolaydı, yoksa kalmak mı?” birbirlerine baktılar… bir kez daha.. bir şans daha...
Ama gözlerde ne bir başlangıç vardı,
Ne de bir son... sadece o anı hissettiler dudaklarında...
İnsan bazen gitmeyi seçer, kolay olanı o sandığı için…
Ama aslında nereye giderse gitsin,
En zor olan gitmektir nereye gidersen git kalbin bıraktığın yerde takılıp kalırsın...
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.