0
Yorum
2
Beğeni
0,0
Puan
52
Okunma
Geceydi…
Otobüs, yağmurun ıslattığı karanlık yolların içinde ağır ağır ilerliyordu.
Cam kenarında oturan adam, buğulanan pencereye parmaklarıyla tek bir kelime yazdı:
“Gitme…”
Ama bazı insanlar giderdi.
Hem de ardına bile bakmadan.
Şehir ışıkları yüzüne vurdukça geçmişi yeniden canlanıyordu.
Bir kahkaha…
Bir omuzda uyuyakalmak…
Birlikte kurulan ama yarım kalan hayaller…
Şoförün sesi yankılandı:
“Bir sonraki durak…”
Adam başını kaldırdı.
Kalbi garip şekilde hızlandı.
Çünkü yıllardır kaçtığı şehir yaklaşmıştı.
Onu terk eden kadının yaşadığı şehir…
Cebindeki eski fotoğrafı çıkardı.
Kenarları yıpranmıştı ama kadının gözleri hâlâ aynıydı;
derin, sıcak ve biraz da acımasız…
Otobüs terminale girdiğinde yağmur daha da şiddetlendi.
İnsanlar aceleyle inerken o birkaç saniye yerinden kalkamadı.
Sanki kapıdan indiği an geçmiş yeniden başlayacaktı.
Derin bir nefes aldı.
Ve indi.
Kalabalığın arasında yürürken bir an dünya sustu.
Çünkü onu gördü…
Siyah pardösüsünün altında ellerini saklamış,
aynı eski durakta bekliyordu kadın.
Yıllar geçmişti ama bazı bakışlar yaşlanmıyordu.
Kadın yavaşça yaklaştı.
Gözleri doluydu.
“Geleceğini biliyordum…” dedi fısıltıyla.
Adam acı bir tebessüm etti.
“Ben bile bilmiyordum.”
Yağmur üzerlerine düşerken ikisi de konuşamadı.
Çünkü bazı kavuşmaların sesi olmazdı.
Sadece kalp çarpar…
ve insan anlar:
Asıl hikâye,
bir sonraki durakta başlar.
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.