0
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
5
Okunma
Yine sabah olmuyor,
gece gözlerime paslı bir kapı gibi kapanıyor.
Sensizliğin eşiğinde üşüyorum,
ellerim cebimde değil artık,
boşluğunun içinde saklı.
Bir pencere aralığından sızan
solgun bir şehir ışığı var odamda,
duvara vuran gölgem bile senden yorgun.
Saatler ilerlemiyor,
zaman sen gidince yürümeyi bırakmış sanki.
Ben hâlâ aynı dakikanın içinde
adını sessizce tekrar ediyorum.
Yine sabah olmuyor…
Karanlık, boynuma sarılmış eski bir hüzün gibi.
Uyku uğramıyor gözlerime,
çünkü rüyalar bile seni görünce
beni yarım bırakıp gidiyor.
Bir zamanlar sesin vardı burada,
çayın buharına karışan sıcaklığın,
gülüşünün değdiği duvarlarda
hayat biraz daha katlanılırdı.
Şimdi her şey eksik.
Masadaki sandalye bile
sen kalktığından beri kırık bir şiir gibi duruyor.
Sokağa çıkıyorum bazen,
belki bir köşe başında rastlarım diye
o eski bakışlarına.
Ama şehir seni benden iyi saklıyor.
Yağmur yağıyor sonra,
ve ben her damlada
adının başka bir harfini duyuyorum.
Yine sabah olmuyor sevgilim,
gece beni senden kalan şeylerle oyalıyor.
Bir fotoğrafın düşüyor aklıma,
gözlerin…
İçinde kaybolduğum o derin sessizlik.
İnsan bir çift gözü
nasıl bu kadar özler, bilmiyorum.
Balkon demirleri soğuk,
sigaramın dumanı göğe değil
doğrudan sana yükseliyor sanki.
Belki bir yerde hissedersin diye
içimden geçenleri bırakıyorum rüzgâra.
Çünkü bazı dualar
yalnızca sevdiğinin adını taşır.
Ben seni unutmuyorum.
Unutmak dedikleri şey
belki biraz eksik sevmektir,
ama ben seni hâlâ
ilk günkü yarayla taşıyorum içimde.
Ve inan,
bir gün ansızın kapım çalsa hayat,
“geri döndü” dese bana,
yine hiçbir şey sormam.
Kırılan yerlerimi gizler,
yalnızca sana sarılırım.
Ama şimdi…
yine sabah olmuyor.
Perdeler gri, gökyüzü suskun,
ve ben sensizliğin eşiğinde
üşümeye devam ediyorum.
Bir tek kalbim biliyor;
sen gidince mevsimler bile
kendini tekrar etmeyi bıraktı.
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.