0
Yorum
3
Beğeni
5,0
Puan
62
Okunma
ne anlatsam ne söylesem az gelirdi
belki anlayan çıkardı bişeyleri
fakat kimsenin kimseyi suçlamasına gerek yoktu
sadece sevgiyle aşılabilseydi sorunlar...
düzelirdi
sevgi iyileştirirdi çünkü...
öyle güzel bakamayan herkez ÜZÜLECEK ...
Bir zamanlar birbirine çok sessiz bağlanan iki insan vardı. Büyük sözler söylemediler, gösterişli bir aşkları da olmadı. Ama bazı geceler, konuşmadan aynı şarkıyı dinleyip aynı yere dalarlardı. Sanki aynı acıyı farklı yerden hissediyorlardı.
Zaman geçti. Bir şeyler değişti ama kimse açıkça söylemedi. Mesajlar kısaldı, cevaplar gecikti, sesler azaldı. En çok da “nasılsın?” sorusu kayboldu aralarından. Çünkü bazen insanlar konuşmayı bırakınca değil, birbirini hissetmeyi bırakınca uzaklaşır.
Bir gün biri gitti. Sessizce. Ne kavga oldu ne büyük bir veda. Sadece bir boşluk kaldı. Diğeri önce anlamadı. Telefonuna bakıp durdu, belki yazmıştır diye. Ama yazılmamış bir şeyler daha ağırdı.
Geceleri uyuyamadı. Sabahları aynı yere bakıp kaldı. Her şey normal görünüyordu ama onun içinde hiçbir şey normal değildi. Dışarıda hayat akıyordu, içinde ise bir şey sürekli geri sarıyordu.
Ve en çok şu cümle takılı kaldı:
“Ben tutunamıyorum…”
Ama bu bir bağırış değildi. Bir yardım çağrısı da değildi artık. Daha çok, kabullenemeden yaşamak zorunda kalan bir kalbin sessiz çöküşüydü.
Kimseye anlatılamayan bir kaybın içinde, hâlâ ayakta kalmaya çalışan bir insanın iç sesi.
nereye baksam kör olmuş siyah
üstümde geceden kalma sabah
Yazılan kaderin oyunumu bu nedir
tutunamıyorum tutunamıyorum
o gülen gözlerin hayalimde
çırpınan kuşlar var içimde avlanan
Yarın gelir diye avunan
bir ben tutunamıyorum
bir ben tutunamıyorum
neyse diye susmak da varmış
bu aşkın yolunda
sustum...
5.0
100% (3)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.