5
Yorum
10
Beğeni
5,0
Puan
104
Okunma
ANKARA’YA KALEDEN BAKIŞ
Duvarları yıkılmış, metruk; çatılı bir ev.
Bu Ankara Kalesi, görünen koca bir dev…
Bir kadın, bir de kızı, dallardan dut devşirir,
Aklı karalı dutlar, torbaları şişirir.
Bir tarafta kadınlar, yufkaları açıyor,
Saç üstünde pişenler, evrağaçla kaçıyor.
Destelenmiş yufkalar, iştahı kabartıyor,
Yeşillik, beyaz peynir, lezzeti abartıyor.
Turistler odaklanmış, bunu fotoğraf eyler.
Kimi durmuş ocakta, yufka sıcak, seyreyler.
Bu sokaklar dik, yokuş; merdivenler taştanmış,
Ayağa ne gelirse, düşünmeyen baştanmış.
Terledik hayli zaman, oturduk nefeslendik.
Beyaz peynir, yufkayı yedikçe heveslendik…
Bir hayli kaldık burada, rahata erdik çayla,
Tırmandık kale, sura, burçları sandık yayla…
Ankara’yı kaleden kuşbakışı seyrettim!
Rehbere para verip, birazcık da hayrettim!..
Evlerin avlusunda, incir ve dut ağacı,
Yemişleri olgunmuş, yesem başımın tacı.
Kale burcuna çıktım, bağdaş kurdum oturdum.
Geçmişle bir bağ kurup, orda hayale durdum.
Uzaklara dalarak, yakından sohbet ettim.
Ben, atı tımar eden, seyisle sohbet ettim.
Nice atlara bakmış: al, doru, safkan kısrak.
Bırakırsa gemini, şahlanacak al kısrak.
Bir küçük kız, rehberim; henüz dokuz yaşında.
Saçları kirli, dalga, kurdela var başında.
Şirin, tatlı kibarca yaklaşarak başladı,
Buranın tarihini, taşa çizdi, taşladı.
Bilinmiyormuş meğer, buraların tarihi.
Roma dönemi kesin, kalanları sarihi.
Bir antik tiyatro var, içre girip bakındım.
O devir ne oynarlar, düşündüm de yakındım.
Kimler, neler yapmışlar, taş duvarlar anlattı.
Eskiye özlemimi, depreştirdi, kanattı.
Rehberim kız, çok şirin, tatlı tatlı anlatı.
Arenada yiğitler, bir birini kanattı…
Sultan Alâaddin Cami, dünyada emsâli yok!
Tarih: bin yüz, yetmiş sekiz, bundan eskisi yok!
İnişte ve çıkışta yapılmış, Aslanhane!
Burası da bir mekan, gir içre, yaslanhane.
Hacı Arap Camii, üstünde bir notu yok!
Rahmi Koç Müzesi’nde ne ararsan hepsi çok!
En eski mekanların, adını bilemedik!..
Kimler koymuş ismini, dedikte ellemedik.
Taş duvarlar bir tarih, yapanı anlatıyor.
Kale duvarlarından, düşmüşler ters yatıyor.
Kim bilir, ne söylemiş, buraya kazılanlar?
Çok sarih, ayan beyan, ap açık yazılanlar.
Okusaydı bir âlim, burdaki yazıları!..
Bize neler diyordu, şu mermer, yazıları?..
04. 07. 2015, Kızılay/Ankara
5.0
100% (4)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.