2
Yorum
9
Beğeni
5,0
Puan
85
Okunma
Geçmişe yürüdüm, adımlar korkak.
Bir his var içimde: “Bir şey olacak."
Usulca durup baktım etrafa,
Her yer bıraktığım dün gibi, hâlâ.
Bir defter açıktı, çizgili beyaz,
Toz çökmüş üstüne, beyazlığı az.
Gözüm kaydı birden taş merdivene,
Sanki eskilerden kalmış bir kale.
Tırmandım yeniden merdivenleri,
Kucaklayıp sardım el verenleri.
Değmedi gözüme eğri bir yapı,
Önümde masmavi, kanatlı kapı.
El değmeden birden açıldı kapı,
Beyaza büründü sessizce yapı.
Ses verdi menteşe, sallandı perde,
Uzunca bir kilim, serilmiş yerde.
Yüzümdeki beliren tebessümle.
Şimdi giriyorum doğduğum eve,
Sofalarda rüzgâr, duvarda yankı,
Karanlık odalar, soğuktu sanki.
Sular bidon bidon, dolu kenarda,
Eski bir hatıra, durur duvarda.
Geçtim sessizce hemen içeri,
Bir bir hatırladım gördüğüm yeri.
Minderler, yastıklar, beyaz yaygılar,
Geçmişi önüme serip saydılar.
Siyah bir karınca belirdi yerden,
Kalktım oturduğum beyaz minderden.
Perdeleri çektim, dışarı baktım,
Ruhumla duvardan, bahçeye aktım.
Ayağım kirlendi, sildim tozunu,
Rüzgârla doğruldum, buldum yolumu.
Gitmek mi buradan atiye? Asla!
Çöktüm dizlerime derin bir yasla.
Ne yapsam nafile, ne desem boşluk,
An be an içimde büyüyen hoşluk.
Çınar’ım özlemin hangi zamana
Sensiz geçen vakit, düşer ziyana…
Çağırıyor gelecek, gel diyor şimdi,
Soruyorum buradan: yaşayan kimdi?
5.0
100% (3)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.