0
Yorum
3
Beğeni
5,0
Puan
78
Okunma
SEVDA KIYAMETİ
Ne cürmüm vardı ey Dost, ne günahım,
Bu sevda bana kıyamet oldu.
Bir buseyle dirilmek varken dudağında,
Aşkının ateşiyle varlığım kül oldu.
Ne ateş yetti, ne hicranın sızısı,
Ne gam dindi, ne hayal oldu devası.
Her düş, hakikate varır sandım;
Meğer hayal, ayrılığın perdesiymiş.
Ne vakit sana varmak istesem,
Saçlarında kaybolmak, kokunda erimek;
Ne vakit cemâline nazar eylesem,
Nefesinle dirilip yokluğa göçmek...
Ruhum ruhuna değse bir lahza,
Zaman susar, benlik düşer aradan.
Bir raks başlar “Hu” diye içimde,
Ben benden geçerim, sen kalırsın o an.
Eller kenetlenir ebed ufkunda,
Sonsuzluğa yürür iki can bir tende…
Tam vuslat derken kopar kıyamet,
Bir feryat düşer gönlümün derininde.
Bir hıçkırık sarar gecenin koynunu,
Bir titreme iner beden haneme.
Sanırım aşkın nuruna erdim derken,
Atılırım nefsimin zindanına yine.
Bulutlar üstünde sana koşarken,
Bir anda düşerim ateş kuyusuna.
Uykudan uyanır gibi her defasında,
Ayrılık vurur yüzüme hakikat diye.
Anladım ey Dost…
Bu sevda ne vuslat, ne de hayal;
Bu, yanmakla dirilmek arasında
Kulun Rabbine yol alışıdır aslâ…
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.