1
Yorum
5
Beğeni
5,0
Puan
108
Okunma
Bir ömrü bir kâğıt gibi buruşturup attın ya kenara,
İşte o an koptu içimdeki o son ince damar.
Ben seni, kimsesizliğimin içinde koca bir ordu sanmıştım,
Meğer sen, en zayıf anımı bekleyen bir pusuymuşsun.
Şimdi karşıma geçmiş, sanki hiç yaşanmamış gibi bakıyorsun;
O bakışların altında yatan o kibri, o yalanı görüyorum.
Sana dair ne varsa; o eski türküler, o nemli duvarlar,
Hepsini bugün bu masada meze ettim kendime.
"Bitti" demek kolaydır elbet, dili olan herkes söyler,
Ama o bitişin altında kalan sensin hesabını verirsin er geç,
Ben senin için dünyayı karşıma almışken,
Sen beni bir yabancının cümlesine kurban ettin.
Şimdi dilimin ucunda biriken o zehri kusuyorsam,
Bil ki bu benim değil, senin yarattığın bir yangındır.
Hakkım helal mi? Sorma bana bu soruyu sakın!
Güneşi balçıkla sıvamaya kalkma artık,
Sen benim sadece bugünümü değil,
Benden sonra gelecek tüm baharlarımı çaldın.
İçindeki o "ben" duygusu bir dev gibi büyürken,
Yanındaki seni, o koskoca sevgiyi görmeyecek kadar kördün.
Şimdi hangi kapıyı çalarsan çal,
Hangi sofraya oturursan otur;
Boğazında düğümlenecek o her lokma benim ahımdır.
Git şimdi... Neresi seni paklar, hangi deniz temizler bu kiri bilmem.
Ardında bıraktığın bu yıkıntıdan sana bir zafer çıkmaz.
Sen gittin diye ben ölmem, sadece biraz daha eksilirim;
Ama sen, o vefasızlığınla her gün biraz daha tükenirsin.
Demediğini komam demiştim ya hani;
İşte bu son sözüm olsun senin o sahte dünyana:
Bana yaşattığın ne varsa, dilerim bin katıyla yoluna çıksın;
Çünkü artık sende ölecek bir sevgim,
Sana verilecek tek bir selamım bile kalmadı
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.