0
Yorum
5
Beğeni
5,0
Puan
62
Okunma
Ne söylesem artık kelimelerin hükmü eksik kalır,
Çünkü o, cümlelerimin altındaki o derin boşluğu tanıyor.
Yüzümdeki gülüşün hangi acıdan devşirildiğini,
Bakışlarımdaki o puslu denizin hangi kıyıya vurduğunu...
Kimseye açıklayamadığım o yorgunluğu,
Sadece o, bir bakışıyla avuçlarında uyutuyor.
O beni biliyor;
Dünyanın gürültüsünde kaybolduğum anları,
Kendi içime çekilip kapıları üstüme kilitlediğim o karanlığı.
Herkes dışarıdaki kabuğuma bir isim takarken,
O, kalbimin en kuytu köşesindeki o sessiz çocuğu görüyor.
Elimi tutuşunda, anlatamadığım bir hikâyenin tesellisi,
Gözlerinde, kendimi bulduğum bir yurdun güveni var.
Bir mısra dökülse dilimden, sonunu o getirir,
Ben susarsam, sükûtumun rengini o bilir.
Eskimiş yaralarımın yerini,
Henüz kurulmamış hayallerimin gizli öznesini...
Başkalarına ördüğüm o kalın duvarlar,
Onun karşısında bir kağıt gibi dağılıp dökülüyor;
Çünkü o, beni ben yapan o görünmez dikiş izlerini biliyor.
Herkes sahnemdeki rolüme alkış tutarken,
O, perdenin arkasındaki titreyen ellerimi tutan tek kişi.
Zamanın silemediği, mesafelerin eskitemediği bir tanıklık bu;
Dünya beni sadece gösterdiğim kadar tanırken,
O, olduğum kadar seviyor.
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.