2
Yorum
18
Beğeni
5,0
Puan
127
Okunma

Gündüz örtüsünü çekince âlem
nücûm sırra inkıyad eder
fecr doğana dek
havf yaklaşmasın diye.
Şeb nüzûl ettiğinde
kalp gayba teveccüh eder
hesap sükût eyler
niyet zuhûra gelir.
Sükût çöker hayâle,
nücûm eğilir semâdan
hafî bir nidâ geçer
“ Amin “
deyince
Ve derûndan bir ses
“ kabul ”der
Hâmuş diller
dergâha varınca çözülür;
zira mâlûmdur
İlticâ eden ses sükûtta dahi
lisânı çevirir ve orada olan ,
gerçeği görür .
Ayşe Kavak
Not:
Biraz Osmanlı Türkçesini çalıştım neden mi her kelime söz farklı farklı anlam taşıyor ayrı bir zenginlik
ve ağırlık katıyor
Bu şiiri şimdiki Türkçemiz de yazdım
Saygı selamlarımla
Şiirin öbür versiyonu
Sükût
Gecenin örtüsü iner âleme
kalpler gölgelerde mırıldanır
her nefes bir sır taşır
ve kelimeler suskunluğa
teslim olur
Göğe eğilen yıldızlar
usulca fısıldar
“ Dinle ”
her eğilme bir imtihan
her durak bir kabul
her kabul de
amin saklıdır
Suskun diller dergâha
varınca çözülür
fakat bilinir ki
Teslimiyet den gelen ses
nizamı her dile çevirir
ve orada olan
gerçeği görür
Ayşe Kavak
5.0
100% (5)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.