7
Yorum
15
Beğeni
5,0
Puan
85
Okunma
Umuda bel bağladım, her günüm keder doldu,
Sessiz feryat eyledim, biten sözüm yoruldu.
Felek estirdi yeli, ruhum harabe oldu,
İçimde tufan koptu, dertli özüm yoruldu.
Gülşene hasret kaldım, diken doldu yollarım,
Âh u figan eyledi, lala döndü dillerim.
Hazan vurdu bağıma, gazel döktü dallarım,
Baharı yaşamadan, geçen yazım yoruldu.
Bu dünya dedikleri, yıkık viran han imiş,
Bunca çaba, bunca gam; bir nefeslik can imiş.
Vefa denen o cevher, merhametten kan imiş,
Bir vefasız ardından, gittim izim yoruldu.
Ölüm libasını kendim giydim üstüme,
Sitemim özümedir, küsmedim ki dostuma.
Kalemim kan ağlamış, akmış gönül testime;
Damla damla döküldü, gölde gözüm yoruldu.
Gönül bir değirmendir, ömür öğütür durur,
Gözyaşım pınar oldu, sanma ki bir gün kurur.
Devranı döner bir gün, kervanı elbet yürür,
Menzile varamadan, düştüm dizim yoruldu.
Zamanın süzgecinden geçirdim her anımı,
Canan yoluna serdim biçare bu canımı.
Kaderim böyle yazmış, bahtı kara günümü;
Yaramın üzerinde, gezen sızım yoruldu.
Gülkaram’ım nihayet; söz biter, öz yorulur,
Mizan günü gelince ahirette sorulur.
Bulanık akan sular elbet o gün durulur,
Kaderin cilvesine, kandım nazım yoruldu.
Gül Yıldırım ✍️
05.04.2026
5.0
100% (9)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.