2
Yorum
5
Beğeni
5,0
Puan
136
Okunma
İçimde uzayan bir yol vardı,
başlangıcı silinmiş,
sonu hiç yazılmamış,
zamanın üstüne çöktüğü
eski bir unutuluş gibi.
Yürürdüm,
ama hiçbir adım
bir yere varmazdı,
çünkü hiçbir yol
birine çıkmıyordu.
Sonra,
dengenin bir anlığına kırıldığı yerde
sen girdin hayatıma,
sanki kader
eksik bıraktığı bir cümleyi
seninle tamamladı.
O an,
gökyüzü ilk kez eksiksizdi,
ışık sadece düşmedi,
içimde yer etti,
rüzgâr yön değiştirmedi,
sebep değiştirdi
ve birine ait olmayı öğrendi.
Sensiz bir dünya vardı,
içinden geçilen ama yaşanmayan,
ışığın yüz bulamadığı,
yağmurun kimseye değmediği.
Banklar beklemeyi unuturdu,
saatler dönmeyi,
ve sabah,
sadece karanlığın biraz inceldiği
yorgun bir tekrar olurdu.
Ben de geçerdim o hayattan,
bir insan gibi değil,
yarım kalmış bir cümle gibi,
anlamını bulamadan silinen.
Ama sen,
ihtimallerin içinden çıkan
tek gerçek gibi geldin,
kapalı kalmış bir odada
birden açılan pencere gibi.
Şimdi yağmur bile değişti,
her damla önce sana değiyor
sonra bana düşüyor sanki,
ve ben her ıslanışta
kendimden eksilip
sana tamamlanıyorum.
Gece susmuyor artık,
duvarlara adını anlatıyor,
sessizlik bile
seninle çoğalıyor.
Saçlarının kokusu,
zamanın sakladığı bir kapı,
her yaklaştığımda
beni benden alıp
sana bırakan bir derinlik.
Anladım,
sevmek karşılaşmak değil,
bir ömrü alıp
başka bir kalpte yeniden kurmakmış.
Ve şimdi,
her nefeste biraz daha net,
bu dünya boşuna dönmedi,
yollar boşuna kesişmedi,
her şey
bir yerde sana varmak içindi.
Çünkü seni sevmek,
bir duygu değil,
var olmanın
en tamam hâli.
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.