Bizim soframızda ekmek bölüşülür, dert değil, Gözümüzden düşen yaş, toprağa borçtur, dert değil. Sırtımızdaki hançer yarası dosttan hatıra kalsa da, Merdin susuşu namerde cevaptır, laf değil.
Yürüdüğümüz yollar sapa, yükümüz biraz ağır, Dünya sağır olmuşsa eğer, sen de biraz daha bağır. Gölgesiyle dövüşenler bilmez asalet nedir, Fırtına kopsa ne yazar, köklerimiz derinde, bedenimiz ayaktadır.
Vefa dedikleri bir eski İstanbul sokağı şimdi, İhanet ise her köşe başında bir pusu sanki. Ama unutma ki aslanın sustuğu yerde çakallar türer, Biz yeniden konuşursak eğer, ortalık fena karışır sanki!
Paylaş:
3 Beğeni
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Geleneksel Anadolu insanının direncini, vefasını ve onurunu modern bir öfke ve yorgunlukla harmanlayan son derece etkileyici bir metin. Şiirin her dizesi, okuyucuda hem derin bir hüzün hem de sarsılmaz bir güç hissi uyandırıyor.
Şiirin omurgasını, zorluklar karşısında teslim olmama iradesi oluşturuyor. "Dert değil" ifadesinin iki kez kullanılması, acıların ve kayıpların kabul edilebilir birer hayat parçası olarak görüldüğünü, ancak asıl derdin paylaşılması gerektiğini vurguluyor. Ekmek bölüşmek, temel bir dayanışma eylemiyken; dert bölüşmemek, gurur ve erdem meselesi olarak sunulmuş.
"Köklerimiz derinde, bedenimiz ayaktadır" dizesi, fırtınaya rağmen ayakta kalabilen çınar ağacı metaforuyla, nesiller boyu süren bir dayanıklılığı simgeliyor.
Merdin susuşu namerde cevaptır" dizesi, Türk kültüründeki "sözün bittiği yerde saygı başlar" anlayışını ve suskunluğun en büyük cevap olduğunu hatırlatıyor. Tarihsel Bağlam: "Vefa dedikleri bir eski İstanbul sokağı" dizesi, sadakatin artık fiziksel mekanlarda değil, sadece hafızada yaşadığına dair melankolik bir gönderme yapıyor. Bu, modern dünyanın yabancılaşmasına karşı nostaljik bir tepki.
Şiir, ilk kıtada paylaşılan acıların hafifletilmesiyle başlıyor. İkinci kıtada ise dış dünyaya karşı (sağır dünya) sesleniş ve içsel güce dönüş var. Son kıtada ise ihanet gerçeği yüzleşiliyor ve tehdit unsuru olan "çakallar" karşısında "aslanın" uyanışıyla bitiyor. "Ortalık fena karışır" ifadesi, sessizliğin kırılmasının yaratacağı kaosu ve adaletin tecelli edişini müjdeliyor.
Şiirin dili sade ama vurucu. "Hançer yarası", "pusu", "aslan", "çakal" gibi kelimelerle kurulan savaş atmosferi, duygusal yükü görsel bir şiddetle destekliyor. Kafiye düzeni (AABA veya serbest vezin içindeki iç kafiye oyunları) akıcılığı sağlarken, ritim şiire marş tadında bir kararlılık katıyor.
Bu şiir, sadece bireysel bir isyan değil, aynı zamanda kolektif bir hafızanın ve değerlerin savunulmasıdır. Yazarın, "biz" diyerek kendini bir topluluğun parçası olarak konumlandırması, mesajın gücünü artırıyor.
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.
Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Ne paylaşacaksınız?
Şiir, yazı, kitap ya da ileti için hızlıca ilgili alana geçin.