7
Yorum
13
Beğeni
5,0
Puan
166
Okunma

Papatya mevsimi gelmiş,
Ben yine sonradan öğrendim.
Bir sabah pencereyi açtım,
İçeri serin bir rüzgâr,
Bir de adını koyamadığım bir sevinç doldu.
Meğer senmişsin o sevinç.
Kaldırımların kenarında
Boynu bükük papatyalar vardı;
Hepsi sana benziyordu biraz.
Gösterişsiz, telaşsız,
Ama insanın içine işleyen bir güzellikte.
Eğildim birini kokladım,
Toprak koktu ellerim.
Çocukluğum geldi aklıma,
Bir de senin gülüşün.
İkisi de tertemiz.
Bir çocuk yine
“Seviyor, sevmiyor” diye koparıyordu yapraklarını.
İçimden geçirdim:
Sevda dediğin papatya falına kalır mı?
Seviyorsan,
Bir çiçeği incitmeden de sevebilirsin.
Ben seni öyle seviyorum işte;
Bir papatyayı yerinden koparmaya kıyamaz gibi.
Uzaktan,
Ama içten.
Sessiz,
Ama bütün kalbimle.
Çay söyledim kendime sahilde,
Martılar ekmeğime ortak oldu.
Gökyüzü maviye durmuş,
Deniz hafiften kımıldıyor.
İnsan böyle havalarda
Birini daha çok özlüyor.
Eğer yanımda olsaydın,
Bir papatya sıkıştırırdım kulağının arkasına.
Hiçbir şey söylemeden bakardım yüzüne.
Çünkü bazı bakışlar
Şiirden daha uzun sürer.
Papatya mevsimi bu demek ki:
Kalbin durup dururken hızlanması,
Sıradan bir günü
Bayram sabahına çevirmesi.
Cebimde yine pek bir şey yok,
Ama içimde sana ayırdığım kocaman bir yer var.
Beyaz yapraklı,
Sarı yürekli.
Ve ben anladım ki
Bu şehirde ne zaman papatyalar açsa,
Ben sana biraz daha âşık oluyorum.
5.0
100% (7)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.